Otizmde erken tanı ve eğitim yaşam kalitesini belirliyor, uzman uyardı

Çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı Melek Gözde Luş, otizm spektrum bozukluğunda genetik yatkınlığın başlıca neden olduğunu, aşı ve ilgisizlik iddialarının bilimsel dayanağı olmadığını vurguladı.

Haber Merkezi Haber Merkezi

Otizmde erken tanı ve eğitim yaşam kalitesini belirliyor, uzman uyardı

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı konulan çocuklarda erken müdahalenin ve bireyselleştirilmiş eğitimin, sosyal iletişim ile bağımsız yaşam becerilerindeki gelişimi doğrudan etkilediği bilimsel verilerle kanıtlanıyor. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizmin sosyal iletişim becerilerinde farklılıklar, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize bir nörogelişimsel durum olduğunu belirterek, belirtilerin her bireyde farklı düzeylerde görülebildiğini ifade etti.

Nedenler ve risk faktörleri

Bilimsel çalışmaların otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu gösterdiğini vurgulayan Luş, ileri anne ve baba yaşının da risk faktörleri arasında değerlendirildiğini söyledi. Aşıların veya ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğuna ilişkin iddiaların ise bilimsel olarak geçerliliğinin bulunmadığını kaydetti.

Erken uyarı işaretleri

Otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Luş, isme tepki vermeme, göz teması kurmama, gülümsemeye karşılık vermeme, bakım verenle iletişim kurmakta isteksizlik ve "ce-ee" gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemenin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını söyledi. Dil gelişimindeki gecikmelerin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Luş, bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması ve iki yaşında iki kelimelik cümlelerin kurulamamasının uzman değerlendirmesi gerektirdiğini belirtti.

Tanı süreci ve zekâ ilişkisi

Otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişkinin bulunmadığını vurgulayan Luş, otizmli bireylerin bilişsel özelliklerinin farklılık gösterebileceğini ifade etti. Bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahip olabileceğini, bazılarında ise zihinsel gelişim geriliğinin tabloya eşlik edebileceğini belirten Luş, her bireyin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Genetik testlerin bazı durumlarda uygulanabildiğini ancak tek başına otizm tanısı koymadığını dile getiren Luş, otizmin Down sendromunda olduğu gibi belirli bir gen üzerinden teşhis edilen bir hastalık olmadığını, tanının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının ayrıntılı klinik değerlendirmesiyle konulduğunu ifade etti.

Tedavide eğitimin rolü

Otizm tedavisinde bilimsel etkinliği kanıtlanmış en önemli yöntemin eğitim olduğunu belirten Luş, erken tanı alan ve bireysel ihtiyaçlarına uygun, düzenli eğitim programlarına katılan çocukların sosyal iletişim ve bağımsız yaşam becerilerinde önemli gelişmeler gösterebileceğini söyledi.

"Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerekiyor. Doğru tanı, bireyselleştirilmiş eğitim programı ve aileye yönelik rehberlik hizmetleri sürecin en önemli basamaklarıdır. Erken tanı hem tedavi başarısını hem de bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor."

Luş, otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini vurguladı. Doğru tanı, bireyselleştirilmiş eğitim programı ve aileye yönelik rehberlik hizmetlerinin sürecin en önemli basamakları olduğunu belirtti. Erken tanının hem tedavi başarısını hem de bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.

#otizm #otizm spektrum bozukluğu #erken tanı #özel eğitim #çocuk psikiyatrisi #genetik yatkınlık

İlgili Haberler