Marsilya’da deniz koruma alanı örnek oldu

Akademisyen Prof.

Haber Merkezi Haber Merkezi

Marsilya’da deniz koruma alanı örnek oldu

Dr. Mustafa Sarı, 28 Ekim 2026’da Fransa’nın Marsilya kentindeki Calanques Milli Parkı’nda gerçekleştirdiği dalıştan izlenimlerini paylaştı. Hem karada hem de denizde koruma sağlayan yaklaşık 520 kilometrekarelik milli parkın, deniz ekosistemini korumaya yönelik uygulamalarıyla örnek oluşturduğunu belirten Sarı, Türkiye’nin denizlerinde de benzer koruma alanlarının artırılması gerektiğini vurguladı.

KORUMA ALANINDA DENİZ YAŞAMI DİKKAT ÇEKTİ

Dalışını milli parkın deniz alanındaki önemli noktalarından Tiboulen Adası çevresinde gerçekleştiren Sarı, koruma bölgesinde olta balıkçılığı dahil çeşitli faaliyetlerin yasak olduğunu aktardı. Teknelerin ise deniz tabanına zarar verebilecek büyük beton bloklar yerine vidalı şamandıra sistemlerine bağlandığını belirtti. Bölgedeki balıkların dalgıçlarla birlikte yüzmeye alışkın olduğunu ifade eden Sarı; çipura, karagöz, sarpa ve levrek sürülerinin yanı sıra müren, orfoz ve çok sayıda ahtapot gözlemlediklerini kaydetti.

DENİZ ÇAYIRLARI İÇİN AKILLI ŞAMANDIRA SİSTEMİ

Bölgenin en önemli deniz çayırı türlerinden Posidonia oceanica’nın korunması için yoğun emek ve kaynak harcandığına dikkat çeken Sarı, kıyısal alanlardaki kirliliğin ardından tekne çapalarının da deniz ekosistemi için önemli tehditlerden biri olduğunu belirtti. Bu tehdidi azaltmak amacıyla yaklaşık beş yıl önce akıllı şamandıra sisteminin devreye alındığını aktaran Sarı, şamandıraların deniz tabanına vidalı kazıklarla sabitlendiğini, böylece büyük beton blokların oluşturabileceği olumsuz etkilerin önüne geçildiğini ifade etti.

Sarı, 2016 yılına kadar bölgede görüldüğünü belirttiği Pinna nobilis türüne ait bir kabuğa rastlamadıklarını da aktarırken, Pinna rudis türüne ait küçük ve boş bir kabuk bulduklarını, fotoğrafını çektikten sonra yeniden yerine bıraktıklarını bildirdi.

Türkiye’nin Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’de benzer ölçüde zengin deniz ekosistemlerine sahip olduğunu vurgulayan Sarı, bu alanların bir an önce koruma statüsüne kavuşturulması gerektiğini dile getirdi.

Deniz koruma alanlarının yalnızca doğal yaşamı korumakla kalmayacağını, balık popülasyonlarının artmasına ve balıkçılığın desteklenmesine de katkı sağlayacağını belirten Sarı, korunan alanlarda çoğalan balıkların çevre bölgelere yayılarak balıkçılara da fayda sağlayabileceğine işaret etti. Prof. Dr. Mustafa Sarı, paylaşımında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecinin denizlerin korunması için önemli bir fırsat olabileceğini belirterek, Türkiye’nin denizlerdeki doğal zenginliğini korumaya yönelik adımların hızlandırılması çağrısında bulundu.

Kaynak: İGFA

#Yaşam

İlgili Haberler