Okul kantinlerinde ne satılacağı, çocukların sadece bugünkü değil, yarının da sağlığını şekillendiriyor. Üsküdar Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, güncellenen kantin kriterlerini değerlendirirken aslında çok daha derin bir gerçeğe işaret etti: Beslenme alışkanlıkları yetişkinlikte birdenbire oluşmuyor.
"Porsiyon kontrolü, besin tercihleri, günlük yaşama ne koyacağımız... Bunların hepsi çocukluk ve ergenlikte şekillenir," diyor Prof. Dr. Arslan. Yani bugün kantinde ne yiyorsa, 20 yıl sonra da o alışkanlıklar hayatını yönetecek.
Çocukluk çağı obezitesi artık göz ardı edilemeyecek bir boyuta ulaştı. Uzman bu durumu sadece "şimdiki kilo" meselesi olarak değil, ileride gelecek kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon için bir koruyucu kalkanı olarak görüyor. Okul ortamı bu kalkanı inşa etmenin en etkili yerlerinden biri.
Amaç yasaklamak değil, farkındalık kazandırmak. Prof. Dr. Arslan çok net: "Uygulamadaki amaç yasak değil, çocuğun sağlıklı besin tercihine yönelebilme farkındalığını artırmak." Gıdaları değerlendirirken şeker, tuz, doymuş yağ miktarına bakılıyor; lif, protein, meyve içeriği öne çıkıyor.
Peki nasıl olacak bu değişiklik? Çocukları severek yedirmek için lezzeti koruyup içeriği değiştirmek gerekiyor. Beyaz un yerine tam tahıllı un, katı yağ yerine zeytinyağı. Tost, poğaça, hatta hamburger yine olabilir ama hazırlanma yöntemi değişmeli.
Patates kızartması yerine baharatlı fırın patatesi. Köfte ve hamburger yağda kızartmak yerine fırında pişirip sunulabilir. İçeceklerde kolalı gazlılar yerine ayran ve kefir. Bu küçük dokunuşlar, çocukların severek seçeceği sağlıklı bir menü oluşturuyor.
Prof. Dr. Arslan'ın vurgusu şu: "Gıdaya eşit erişimin sağlanması çok önemli." Sağlıklı seçenekler sadece zengin okullarda veya özel kantinlerde olmamalı. Her çocuk, geliri ne olursa olsun, kantinde sağlıklı ve cazip bir alternatif bulabilmeli. Bu bir tercih meselesi değil, adalet meselesi.