BİR TEKNOLOJİ ÖYKÜSÜ
Sevgili okurlarım! ATATÜRK boşuna “Türk övün, ÇALIŞ, güven” dememiş. Bu asil milletin başaramayacağı, üstesinden gelemeyeceği hiçbir engel ve engelleme yoktur, yeter ki gölge edilmesin. Dünya cep telefonlarıyla tanışmıştı. Asrın büyük yapımı bu alet, bizde de kısa sürede kabul gördü. Gel gör ki, Tür
Sevgili okurlarım! ATATÜRK boşuna “Türk övün, ÇALIŞ, güven” dememiş. Bu asil milletin başaramayacağı, üstesinden gelemeyeceği hiçbir engel ve engelleme yoktur, yeter ki gölge edilmesin.
Dünya cep telefonlarıyla tanışmıştı. Asrın büyük yapımı bu alet, bizde de kısa sürede kabul gördü.
Gel gör ki, Türk insanının eline alacağı yerli bir cep telefonu yoktu.
Ortalık Nokia, Erikson, Motorola markalı telefonlardan geçilmiyordu.
Yıl 1993 olmuştu. Neden bizim de yerli bir cep telefonumuz olmasın diyen değerli 30 kadar mühendislerimiz; Milli kuruluşumuz ASELSAN bünyesinde ilk yerli ve milli telefonumuz: Aselsan 1919’u ürettiler. Rahmetli Demirel’de ilk konuşanlardandı.
Biliyor musunuz o tarihte Türkiye, dünyada cep telefonu üreten 9 ülkeden biri olmuştu. İlk etapta 500 adet sürüldü piyasaya.
Yurtdışına ihracı bile başlamıştı, Kıbrıs, Azerbaycan olmak üzere 3 ay gibi kısa sürede 10 ülkeye 5000’den fazla ASELSAN 1919 ihraç edilmişti.
Sevgili okurlarım bu telefon o kadar teknik özellikli idi ki İngiltere’deki teknoloji fuarında “ASELSAN 1919” birinci seçilmişti. İlk titreşim özellikliydi ASELSAN1919.
Bundan da cesaretlenen bizim değerli mühendisler, 1920 ve 1923 modellerini geliştirmek üzere kolları sıvadılar.
Değerli takipçilerim! “ASELSAN 1919” modelini bende kullanmıştım. Silifke’den Konya’ya gelirken bir yerde otobüs arızalandı. Yolcular olarak aşağıya indik. Durumu haber etmek için olanlar, cep telefonlarını çıkardılar. Ne Erikson ne Motorola ne Nokia markalar çekmiyordu. Aselsan 1919 beni sevdiklerimle rahatça konuşturmuştu. Diğerleri de seninkinin markası ne diye başıma üşüşmüşlerdi.
Yerli ve milli olmanın ağır suçu, teknik ve donanımlı olmakmış. Bizim Aselsan’ın başı da bu özelliğinden dolayı derde girdi.
Ne yazı ki 1997 yılında NOKİA’dan bir mühendis getirilir. Bu muhteremin gelmesiyle aksilikler başlar.
ASELSAN 1919 henüz patent almamıştır.
Rakip firmalar, uluslararası mahkemelere baş vurarak, davaları kazandılar.
O günkü hükümetimiz de bu olup bitenlere karşı her ne hikmetse sahip çıkmaz “ASELSAN’a”
Hatırlarsanız o yıllarda bir KVK vardı, bu telefon sektöründe. Çukurova Holding’in yan kuruluşu. Bu firma, dağıtım pazarını tek başına elinde tutuyordu.
Dağıtım için kendisine teslim edilen ASELSAN 1919’ları dağıtma yerine NOKİA’yı dağıtır bayilerine. Aselsan’ı depolarında tutsak ederek.
Asil Türk insanı, kendi öz malı, yerli ve milli ürünün ASELSAN’ı bulamaz olur piyasalarda.
ASELSAN 1919, o kadar çekim alanı ve teknik özelliğe sahipti ki Türk istihbaratı uzun yıllar kullanır. Çünkü başkalarınca dinlenme olasılığı da imkansızdır.
Sevgili okurlarım! Biz hep ne diyoruz: “Türk için, Türk’e göre ve Türk tarafından” işte böyle yönetilmediğimiz için, uçak yapımımız gibi cep telefonu öykümüzde böylece son buldu.
Sahipsizlik, ilgisizlik, birilerinin ticari kaygı ve çıkarı neticesi, ASELSAN bu alandaki üretimden çekildi.
Çekilmeseydi dünya çapında bir Samsung, Appel olur muydu ASELSAN’ımız?
Yine ülkemiz; yerli ve üstün bir teknolojiden mahrum oluyor.
Derleyip toparladığım bu kadar. Yorum siz değerli okurlarımın.
Esen kalınız.