Mehmet SERİN YAZAR
Kaputun Altındaki
Mehmet SERİN
2026-07-22
İnsanları aynı çatı altında
tutan asıl bağ nedir?
Çoğu zaman idealin insanları bir
araya getirdiğini düşünürüz. Halbuki ideal çağırır, usul bağlar. Çünkü ideal
uzaktadır; usul ise insanın gündelik hayatına, diline, çevresine ve kimliğine
yerleşir.
Siyasi partiler de tarikatlar da
kitlelerini büyük ölçüde bu bağ üzerinden tutar. Fakat usul, bağlı olduğu
ideali taşımadığı zaman insanı başka bir sonuca götürebilir.
Hayatımızı kuşatan en derin
çelişki burada doğuyor:
İslam söyleniyor, kapitalizm
yaşanıyor.
Muhafazakâr dil, dinî semboller,
aile, hizmet, dava, kardeşlik, kanaat ve emanet görünür usulü oluşturuyor.
Fakat hayatı hareket ettiren güç, büyüme, sermaye, tüketim, mülk, nüfuz ve
iktidarsa gerçek ideal başka yerde duruyor.
Karoser hangi ideale ait
görünürse görünsün, motor sermayeyi çoğaltmaya, direksiyon gücü büyütmeye
ayarlıysa ortaya çıkacak düzen bellidir.
Halk çoğu zaman karosere bakıp
“Bizden mi?” diye soruyor.
Halbuki kaputun altından gelen
sese kulak vermek gerekir.
Partilerin gerçek ideali
söyledikleri sözlerden çok kullandıkları usulde görünür. Adaletten söz edip
itiraza tahammül etmeyen, emaneti anlatıp gücü devretmeyen, ahlakı savunup
menfaati ölçü kabul eden yapının gerçek ideali beyannamesinde değil, işleyişindedir.
Partilerde usul, gerçek idealin
aynasıdır.
Tarikatlarda ise usul, bağlı
bulunulan büyük ideal tarafından sınanır. Zühd anlatıp mülkü büyüten, kanaat
öğütleyip nüfuz biriktiren, nefis terbiyesinden söz edip şahısları
dokunulmazlaştıran yapı, adabını koruyor görünse de idealinden uzaklaşmış
demektir.
Tarikatlarda usul, büyük idealin
imtihanıdır.
---
Bizim akli karmaşamız, söylenen
ideal ile yaşanan hayat arasındaki mesafeden doğuyor.
Söylenen İslam’dır.
Yaşanan kapitalizmdir.
Kullanılan usul ise
muhafazakârlıktır.
Sermaye artıyor, buna bereket
deniyor.
Nüfuz genişliyor, buna hizmet
deniyor.
Kalabalık büyüyor, buna dava
deniyor.
Mülk çoğalıyor, buna
muvaffakiyet deniyor.
Ölçüler değişmiyor; yalnız
adları değiştiriliyor.
Böylece ideal ile usul
arasındaki fark kayboluyor. Muhafazakârlık İslam, büyüme kalkınma, itaat
sadakat, teşkilat dava zannediliyor.
Mesele yalnız insanların yanlış
ideali seçmesi değildir. Daha vahimi, ideal kavramının akli işlevinin
unutulmasıdır.
İdeal, insanın yaşadığı düzeni
dışarıdan değerlendirmesini sağlayan üst ölçüdür. Olana bakıp olması gerekeni
düşünme imkânıdır. Bu ölçü kaybolduğunda akıl farklı idealleri tartamaz;
kendisine sunulan usuller arasında tercih yapmakla yetinir.
İnsanın ideal hakkı açıkça
elinden alınmaz. İdeal sandığı usullerle meşgul edilir.
---
Bu bulanıklığın iki sonucu
vardır.
Kimi insan usulü ideal
zannederek yapının içinde kalır. Tanıdığı semboller, alıştığı dil ve mensubiyet
duygusu ona yeter.
Kimi ise söylenen ideal ile
yaşanan hayat arasındaki çelişkiyi fark eder. Fakat usulü idealden ayıracak
fikrî zemini bulamayınca ikisine de güvenini kaybeder.
Gençlerin “deizme” yönelişi çoğu
zaman bu kırılmada belirir.
Genç insan yaratıcı fikrinden
bütünüyle vazgeçmez. Fakat Allah adına konuşan temsilciye, kuruma, usule ve
adaba mesafe koyar. Temsilcisiz, kurumsuz ve henüz kendi adabını kazanmamış
nötr ideal alanına çekilir.
Genç, ideali reddettiği için
usulden uzaklaşmaz. Usul ideali örttüğü için ideali usulsüz bırakır.
---
Burada asıl sorumluluk gençlerin
değil, onları bu çelişkiye mahkûm eden yapıların üzerindedir.
Çözüm yeni usuller icat etmek
değildir.
Önce hangi ideale yürüdüğümüzü
yeniden hatırlamak, ardından bütün usulleri o idealin önünde hesaba çekmektir.
Bugünün gençleri de
zannettiğimizden daha kıymetli bir düsturun sahibidir. Söylenen ideal ile
yaşanan hayat arasındaki mesafeye tahammül edemiyorlar.
Belki de uzun zamandır
eleştirdiğimiz eğitim sistemi onları pek çok alanda aşındırdı; fakat ideal ile
hayat arasındaki bağı arama kabiliyetlerini bütünüyle söndüremedi.
İslam denilen yerde kapitalizmi,
zühd denilen yerde serveti, adalet denilen yerde gücü gördüklerinde huzursuz
oluyorlar.
Bu huzursuzluk yalnız kopuşun
değil, akli berraklığın da resmidir.
Yanlışlar itiraf edilir,
doğrular saklanmadan ortaya konulur ve ideal ile usul arasındaki bağ yeniden
kurulursa bugün mesafe koyan bu çocuklar yarının medeniyet kurucuları olabilir.
Çünkü medeniyet, çelişkiye
alışanların değil; hakikati hayata taşımakta ısrar edenlerin elinde yükselir.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP