KOL DÜĞMELERİ: BİR AYRILIĞIN SESSİZ HATIRASI

Bazı ayrılıklar vardır, kapı kapandığında bitmez. Giden gider, geride kalan hayatına devam etmeye çalışır ama bir çekmecede saklanan fotoğraf, eski bir mektup ya da sevdiğinden kalan küçücük bir eşya, geçmişin kapısını yeniden aralar. İnsan bazen birini hayatından çıkarabilir ama onunla yaşadığı gün

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Sesli okuma yapay zekâ ile üretilmiştir.

Bazı ayrılıklar vardır, kapı kapandığında bitmez. Giden gider, geride kalan hayatına devam etmeye çalışır ama bir çekmecede saklanan fotoğraf, eski bir mektup ya da sevdiğinden kalan küçücük bir eşya, geçmişin kapısını yeniden aralar. İnsan bazen birini hayatından çıkarabilir ama onunla yaşadığı günleri kalbinden çıkaramaz. Barış Manço’nun “Kol Düğmeleri” şarkısı, işte tam da bu noktada insanın yüreğine dokunur. Çünkü bazen bir çift kol düğmesi, bir ömrün anlatamadığı hikâyeyi sessizce taşır.

Düşünsenize… Bir zamanlar sevdiğiniz insan size bir hediye vermiş. Belki sıradan bir günün hatırası, belki özel bir anın işareti, belki de birlikte kurulan hayallerin küçük bir parçası. O gün hediye edilen kol düğmelerinin maddi değeri ne olursa olsun, zaman geçtikçe anlamı değişir. Çünkü artık onlar yalnızca bir aksesuar değildir. Bir bakışın, bir gülüşün, bir vedanın ve belki de bir daha yaşanamayacak günlerin hatırasıdır.

Ayrılık geldiğinde insanın önünde iki yol varmış gibi görünür: Ya geçmişi bütünüyle geride bırakmak ya da hatıralarla yaşamayı öğrenmek. Oysa kalp, aklın verdiği kararları her zaman aynı hızla kabul etmez. İnsan unutmaya karar verir ama bir şarkı çalar, eski bir sokaktan geçer ya da yıllardır dokunmadığı bir eşyayı eline alır. Bir anda zaman geriye döner. Yıllar önce söylenen bir söz, unutulduğu sanılan bir ses, gözlerin önüne yeniden gelir. İşte o zaman anlarız ki bazı hatıralar geçmişte kalmaz; insanın içinde yaşamaya devam eder.

Peki, insan neden kendisine acı veren bir hatırayı bile saklar? Çünkü her hatıra yalnızca hüznü taşımaz. İçinde bir zamanlar yaşanmış mutluluk, duyulmuş heyecan ve gerçekten sevilmiş olmanın izi de vardır. Bazen insan, kaybettiği kişiye değil, onun yanındayken kendisinin nasıl biri olduğuna özlem duyar. Belki de bu yüzden küçücük bir eşya, koca bir geçmişten daha ağır gelir insana.

Barış Manço’nun şarkısına kendi hayatımızdan baktığımızda, ayrılığın yalnızca iki insanın yollarının ayrılması olmadığını görürüz. Bazen yollar ayrılır ama duygular hemen peşinden gitmez. Bazen bir ilişki sona erer ama yaşananların anlamı sona ermez. Kimi insan hatıraları bir kutuya koyup kaldırır, kimi bir şarkıda yaşatır, kimi de hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder. Fakat insanın dışarıdan gösterdiğiyle içinde taşıdığı her zaman aynı değildir.

Elbette her hatıraya tutunmak, geçmişte yaşamak anlamına gelmez. Hayatın devam ettiğini kabul etmek, yaşananları inkâr etmek değildir. Unutmak zorunda olmadan da yolumuza devam edebiliriz. Bir zamanlar değer verdiğimiz insanları kötü hatırlamadan, yaşadığımız güzel günleri inkâr etmeden de vedalaşabiliriz. Çünkü sevginin gerçekliği, her zaman bir ömür birlikte kalabilmekle ölçülmez. Bazen bir insan hayatımıza gelir, bize bir şey öğretir ve gider. Geriye ise yıllar sonra bile anlamını koruyan birkaç hatıra kalır.

Belki de kol düğmelerinin bizde bıraktığı asıl duygu budur: İnsan, sevdiğinden kalan eşyayı saklarken aslında kendi geçmişinin bir parçasını da korur. O eşya, artık yanında olmayan birinin sessiz temsilcisine dönüşür. Dokunulduğunda geçmiş konuşur; bakıldığında zamanın nasıl geçtiği hatırlanır. Ve insan, bir zamanlar yaşadığı duyguların bugün hâlâ kendisinde bir iz bıraktığını fark eder.

Hayat, herkese bir gün ayrılığı da öğretir, özlemi de… Kimi vedalar bir cümleyle yapılır, kimileri hiç söylenmeden yaşanır. Kimi insanlar geri döner, kimileri yalnızca hatıralarda kalır. Ama her ayrılık, insanın yüreğinde aynı kapıyı kapatmaz. Bazı kapılar kapanır; ardında kalanlar ise yıllar boyunca sessizce hatırlanır.

Belki de bir çift kol düğmesi, iki insanın artık yan yana gelemeyeceğini anlatır; ama bir zamanlar birbirlerinin hayatında ne kadar yer ettiklerini asla unutturmaz.

Çünkü zaman her şeyi eskitebilir, yüzleri değiştirebilir, yolları birbirinden uzaklaştırabilir. Ama bir hatıranın değeri, onu taşıyan yürekte yaşamaya devam eder. Ve bazen bir şarkının birkaç notası, yıllardır açılmayan bir çekmeceyi aralamaya yeter.

İşte o zaman insan anlar: Bazı eşyalar eskimez; yalnızca sessizleşir. Bazı ayrılıklar bitmez; insan onlarla yaşamayı öğrenir. Bazı hatıralar ise bir çift kol düğmesi gibi, geçmişten bugüne uzanan görünmez bir bağ olarak kalır.

Ve bazen insanın ömrü boyunca sakladığı şey, bir çift kol düğmesi değil; o düğmeleri kendisine hediye eden kalbin hatırasıdır.

Yazarın diğer yazıları