Şükrü PORTAKAL YAZAR
MİLLETİN SESİ KISILIRSA, SİYASET SAĞIRLAŞIR.
Şükrü PORTAKAL
2026-06-04
Demokrasilerde milletin
sesi yalnızca seçim sandığında duyulmaz. Gerçek demokrasi, vatandaşın her gün
yönetime katkı sunabildiği sistemdir. İşte bu noktada Sivil Toplum Kuruluşları
(STK'lar), millet ile siyaset arasında kurulan en önemli köprülerden biridir.
Ne yazık ki Türkiye'de
uzun yıllardır siyaset, toplumun sesini yalnızca seçim dönemlerinde hatırlama
alışkanlığından tam olarak kurtulamamıştır. Oysa vatandaşın derdi seçimden
seçime değil, her gün devam etmektedir. Emeklinin geçim sıkıntısı, çiftçinin üretim
maliyetleri, esnafın ayakta kalma mücadelesi ve gençlerin gelecek kaygısı seçim
takvimine göre şekillenmemektedir.
İşte STK'ların önemi
burada ortaya çıkmaktadır.
Bir ülkede sendikalar,
meslek kuruluşları, dernekler ve vakıflar ne kadar güçlü ise siyaset de o kadar
sağlıklı karar alabilir. Çünkü sahadaki
gerçekleri en iyi bilenler, masa başındaki raporlar değil; vatandaşın arasında
bulunan, onunla aynı sofraya oturan, aynı çarşıda yürüyen sivil toplum
temsilcileridir.
Ancak burada önemli bir
ayrım yapmak gerekir. STK'lar siyasetin
emrinde değil, milletin hizmetinde olmalıdır. Bir siyasi partinin arka bahçesine dönüşen yapılar toplumun vicdanını
temsil edemez. Gerçek sivil toplum; yanlışa yanlış, doğruya doğru
diyebilen, bağımsız duruşunu koruyabilen yapılardır.
Güçlü devlet anlayışı
ile güçlü sivil toplum birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Devlet millet için vardır, STK'lar da
milletin sesini devlete ulaştıran en önemli mekanizmalardan biridir. Bu nedenle
siyaset kurumunun STK'ları yalnızca törenlerde ve protokol masalarında değil,
karar alma süreçlerinde de etkin şekilde değerlendirmesi gerekir.
Bugün özellikle
emeklilerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, çalışanların alım gücündeki
düşüş, gençlerin iş ve gelecek kaygısı, üreticilerin artan maliyetler
karşısındaki mücadelesi daha yüksek sesle konuşulmalıdır. Eğer STK'lar bu
meseleleri gündeme taşımazsa, milyonların sesi duyulamaz hale gelir.
Burada asıl soru şudur: Siyaset, milletin sesini gerçekten duymak
istiyor mu?
Çünkü vatandaşın
mutfağındaki yangın ile kürsülerdeki söylemler arasında mesafe açıldığında,
toplumsal huzur da zedelenmeye başlar. Emekliler yıllarca bu ülkeye hizmet
etmiş insanlardır. Onları ekonomik yük gibi görmek yerine, alın terinin ve
fedakârlığın temsilcileri olarak değerlendirmek gerekir. Aynı şekilde
üreticinin, işçinin, memurun ve esnafın talepleri de sadece ekonomik veri
değil, sosyal adalet meselesidir.
Türk töresinde devlet ile millet arasında aşılmaz duvarlar
yoktur. Devlet milletin hizmetkârıdır.
Milletin sesini taşıyan STK'lar ise bu anlayışın günümüzdeki en önemli
temsilcileridir.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle
buyrulur:
"İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın." (Maide
Suresi, 2)
Sivil toplumun özü de
tam olarak budur. Dayanışmak, sorunları birlikte çözmek ve toplumun ortak
menfaatlerini korumak.
Türkiye'nin bugün her
zamankinden daha fazla ortak akla, istişareye ve toplumsal dayanışmaya ihtiyacı
vardır. STK'ların sustuğu yerde toplum yalnızlaşır. Toplumun yalnızlaştığı
yerde ise sorunlar büyür.
Milletin sesini duyan siyaset güçlenir. Milletin
sesine kulak tıkayan siyaset ise zamanla milletten uzaklaşır.
Çünkü gerçek güç makamdan değil, milletin
gönlündeki yerden gelir.
Zira Makamlarda değil,
gönüllerde yer bulanlar kalıcıdır.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP