MİLLİ TAKIMA SABIR, MONTELLAYA TAM DESTEK
Türk futbolunun ihtiyaç duyduğu sabır ona gösterildi ve bir yapılanma olduğunu açık ve net görebiliyoruz . Bana göre Montella başarılı bir teknik adam ve bu genç kadroyla ortaya koyduğu çalışmanın karşılığını şu ana kadar aldı.
Türk Futbolunun en büyük eksiği yetenek değil sabırdır. Bir futbolcuyu göklere çıkarmak için birkaç maç yeterken, aynı futbolcuyu yerin dibine sokmak için bir kötü karşılaşma yetiyor. Oysa milli takım dediğimiz, sadece bugünün sonuçlarından ibaret değil; yarının hayallerini, yılların emeğini ve milyonların ortak sevdasını taşıyan Ayyıldız ruhunu oluşturmaktır.
Bugün genç bir milli takımımız var. Hatalarıyla, heyecanıyla, zaman zaman yaşadığı tecrübe eksikliğiyle henüz yolun başında olan gerçekten genç bir jenerasyon… Dökmeden Kırmadan eleştireceğiz, eksikleri konuşacağız, yanlışları göstereceğiz. Ancak eleştirmekle yıpratmak, beklentiyle sabırsızlık arasında ince çizgiyi geçmeden.
Montella’da özellikle dünya kupası sonrası çok eleştirildi. Türk futbolunun ihtiyaç duyduğu sabır ona gösterildi ve bir yapılanma olduğunu açık ve net görebiliyoruz . Bana göre Montella başarılı bir teknik adam ve bu genç kadroyla ortaya koyduğu çalışmanın karşılığını şu ana kadar aldı.
Tabii ki Montella da hatasız değil. Oyuncu tercihleri, oyun içindeki müdahaleleri ve takımın bazı maçlarda yaşadığı düşüşler elbette sorgulanmalı. Teknik direktörün de öz eleştiri yapması, eksiklerini görmesi ve gerektiğinde değişime gitmesi gerekiyor. Ama her başarısız sonuçta teknik direktörü tartışmaya açmak, yeniden başlama alışkanlıklarımızın hiçbirinde başarılı olamadık. Geçmişte bunları defalarca yaşadık. Benim bildiğim ve inandığım bir şey var ‘’ TÜRK FUTBOLUNDA İSTİKRAR ŞART’’
2004 Avrupa Şampiyonası'na katılamadık. 2010 Dünya Kupası'nı televizyon başından izledik. 2012 ve 2022 gibi büyük turnuvaların dışında kaldığımız dönemlerde de en büyük sorunumuz , istikrar ve sistemdi.
Geçmişteki bu kötü tecrübeleri hatırlayıp genç futbolcularımıza sahip çıkmak zorundayız.
Arda Güler'in, Kenan Yıldız'ın ve daha nice genç yeteneğin üzerinde büyük bir beklenti var. Ancak unutmayalım ki bu gençlerimiz henüz yollarının başında. Onlardan her maçta mucize beklemek, her hatalarında ağır eleştiriler yöneltmek, Türk futboluna katkı sağlamaz ve geri gitmemize sebep olur.
Bir futbolcu kötü oynayabilir, bir teknik direktör yanlış tercih yapabilir, milli takımımız önemli bir maçı kaybedebilir. Bunlar futbolun doğasında var. Yenilgilerden ders çıkarıp yeniden ayağa kalkabiliyor muyuz en önemlisi budur. Dünya kupası sonrası, Yeniden ayağa kalkıp, Uluslar liginde başka bir konsantrasyonla başlayan milli takımımızı da tebrik etmek gerekiyor.
2002'nin dünya üçüncülüğü bir günde gelmedi. 2008'in Avrupa Şampiyonası yarı finali de öyle… Her başarının arkasında emek, tecrübe, birliktelik ve zaman vardı.
Tribünde, ekran başında, sosyal medyada hepimize düşen tek görev var, Sonucu ne olursa olsun ay yıldızlı formanın arkasında durmak, yanlışları söylemek ama doğruları da görmek.
Çünkü bu ülkenin çocukları, kendilerine inanıldığı zaman güvenildiğinde neler başarabileceklerini defalarca gösterdi.
Ay-yıldızlı formaya inanalım, gençlerimize güvenelim. Çünkü büyük başarılar, bazen en çok sabredenlerin hikâyesidir…