Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar YAZAR
SAVAŞ MI, MÜCADELE Mİ
Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar
2026-07-17
Sn. Yusuf Tekin’in, “Kurtuluş
Savaşı” değil “Milli Mücadele” açıklaması asla ve asla bir dil
sürçmesi değil. Bilakis dini eğitim verdiğini söyleyen kurumlarda; asil Türk
çocuklarının nasıl Araplaştırdıklarının somut bir göstergesi ve elle tutulur
örneğidir.
Siyasal
İslamcıların, beyin altında nelerin olduğunun da somut bir göstergesidir. Bunu
anlamak için Milli Eğitim Yasasına bir göz atmak gerekir: Milli Eğitim
Bakanlığı’nın görevleri nelermiş neler değiştirilmiş.
2011
yılından önce Madde2:
Milli Eğitim Bakanlığının görevleri şunlardır:
a) Atatürk İnkılap ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk
Milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin milli, ahlaki, manevi, tarihi ve
kültürel değerlerini benimseyen... Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve
sorumluluklarını bilen vatandaş yetiştirmek...” derken:
2011’de yapılan değişiklikle;
“MADDE 2 – (1) Millî Eğitim
Bakanlığının görevleri şunlardır: a) ...küresel düzeyde rekabet gücüne sahip
ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe
hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak...” haline getirildi.
Bu değişikliğin nedenini pek çok
eğitim bilimci:
“Neoliberal düzene uygun
vatansız, milletsiz, kimliksiz, kişiliksiz bir gençlik yetiştirmektir.”
Şeklinde yorumlamışlardır. Gerisi teferruattır. Fazla söze gerek de yoktur.
Sn. Y. Tekin’e. Sevgili Bakan
nasıl oluyor da dünyanın en haklı, en meşru, en kutsal savaşlarından biri olan
“Türk İstiklal Savaşı’na”; “Milli Mücadele” demektesiniz?
Sayın bakan, yaşlı bir eğitimci
olarak size hatırlatayım: 1919 ila 1922’de Trakya ve Anadolu’daki işgallere
kan ve can pahasına yürütülen bu mücadelenin tarihteki adı “SAVAŞTIR” lütfen
modası geçmiş bir ideoloji adına: tarihi gerçekleri ters yüz etmeyiniz.
Bu
kutsal savaşa, mücadele demek, vatandan, özgürlükten ve milletten başka sevgili
tanımayan o KAHRAMAN nesli değersizleştirmek demektir.
Yine
tarihten bir gerçek söyleyeyim. Yunanlılar bu yenilgiye “FELAKET” demişlerdi ve
bu felakette görev alan altı devlet adamlarını kurşuna dizmişlerdi, biliyor
musunuz?
Bilemezsiniz
normal. Çünkü siz Arap kültürüyle uğraşıyordunuz. Yunanlılar bu “Kurtuluş
Savaşı’nda” 130 binden fazla zayiat verdiler. İşte bunun için adı mücadele
değil “Savaştır.”
Yoksullukla
ve yoklukla mücadele edilebilir.
Bir
hatırlatma daha yapayım: 30 Ekim 1918’de bir Mondros Anlaşması vardı,
hatırladınız mı? O anlaşma işgalin ve Osmanlı’nın bitiş düzeyini ve
gerçekliğini gösteriyordu. Sanırım siz, SEVR’i de hatırlamıyorsunuz?
İşte o yıllarda Osmanlı’da yoktu, sarayda padişah
diye bir temsilci vardı.
Sevgili
Bakan, “İstiklal Savaşı” yerine, “Milli Mücadele” demek tarihi
ret etmek, tarihi küçümsemek ve verilen bu kutlu savaşı küçümsemek değilse
nedir?
Kaldı
ki bu kutsal savaş, sade Yunanlılara karşı değil İngiltere, Fransa, İtalya ve
beraber yaşadıkları Türk komşularını katleden Ermeni çetelerine karşıda
verilmiştir.
Sizin
Savaş ve Mücadele anlayışınız bu ise tarihte “SAVAŞ” da bulamazsınız.
Kusura
bakmayın ama bir hatırlatma daha yapacağım. Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi
Çakmak, 30 Aralık 1925’te; kazandıkları bu kutsal savaşa bir isim verilmesini
ister. Başbakan İsmet Paşa (İnönü), 06 Ocak 1926’da “İstiklal Harbi”
yani “Kurtuluş Savaşı” adını vermiştir.
Tarih
masal ve çocuk oyuncağı değildir. Tarihi yazanlar da anlatanlar da tarihe sadık
kalmak zorundadır.
Çok
sayın Bakan, “vatan sevgisi İmandandır, vefa da imandan gelir.”
Ne
mutlu Türküm diyene!
Esen
kalınız.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP