SERİ: TARIMSAL GES'LERDE TOPRAK, ENERJİ VE BÜROKRASİ

BÖLÜM 1 TEŞVİK Mİ, TUZAK MI? Tarımsal GES'te Çiftçinin Karşılaştığı Bürokrasi Duvarı Türkiye'nin enerji ihtiyacı artarken tarımsal üretimin en önemli maliyetlerinden biri de elektrik haline gelmektedir. Özellikle derin kuyulardan su çekerek sulama yapan çiftçiler açısından elektrik giderleri, üretim

Yasin ALTIN - Elk.Mühendis/Yazar

BÖLÜM 1

TEŞVİK Mİ, TUZAK MI?

Tarımsal GES'te Çiftçinin Karşılaştığı Bürokrasi Duvarı

Türkiye'nin enerji ihtiyacı artarken tarımsal üretimin en önemli maliyetlerinden biri de elektrik haline gelmektedir. Özellikle derin kuyulardan su çekerek sulama yapan çiftçiler açısından elektrik giderleri, üretim maliyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.

Bu nedenle güneş enerjisi, tarımsal sulama açısından son derece doğal verimli ve tasarruflu bir çözüm olarak ortaya çıkmaktadır.

Çiftçi gündüz güneşten elektrik üretmekte, bu elektriği doğrudan sulama pompasında kullanmak istemektedir. Burada çiftçimizin temel amacı elektrik ticareti yapmak değil, üretim maliyetini azaltarak tarlasını sulayabilmektir.

Ancak tam bu noktada başka bir gerçek ortaya çıkmaktadır.

Enerji üretimi açısından son derece mantıklı görünen bir yatırım, tarım arazisinin korunması ve elektrik piyasası mevzuatı açısından çok sayıda izin ve teknik şartla karşılaşmaktadır.

Bu şartların her biri tek başına anlaşılabilir durumdadır. Toprak korunmalıdır. Şebekenin güvenliği sağlanmalıdır. Elektrik üretim tesisleri kayıt altında tutulmalıdır. Ancak bütün bu kuralların küçük bir tarımsal sulama tesisi üzerinde nasıl bir araya geldiği sorgulanması gereken asıl noktadır.

Toprak mutlaka korunmalıdır

Öncelikle temel ilkenin açıkça ortaya konulması gerekmektedir:

Birinci sınıf tarım toprağının korunması ile enerji üretimi arasında tercih yapılması gerekiyorsa, tarımsal üretimin devamlılığı mutlaka dikkate alınmalıdır. Elektrik başka yerde de üretilebilirken , verimli tarım arazisi üretilebilecek bir varlık değil , gözümüz gibi korumamız gereken bir hazinedir.

GES yatırımı yapılacak diye verimli tarım arazilerinin gelişigüzel betonlaştırılması doğru değildir.

Nitekim Tarım ve Orman Bakanlığı'nın uygulama metinlerinde GES başvurularında arazi sınıfının belirlenmesi ve tarım arazilerinin korunmasına yönelik çeşitli sınırlamalar bulunmaktadır. Bakanlığın güncel uygulama metninde mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve sulu tarım arazilerinde GES kurulumu konusunda ciddi sınırlamalar yer almaktadır.

Bu yaklaşımın temelinde önemli bir gerçek bulunmaktadır:

Toprak kaybedildiğinde yeniden üretilememektedir.

Dolayısıyla tarım arazisinin korunması konusunda hassasiyet gösterilmesi gerekmektedir.

Fakat mesele burada bitmemektedir.

Kuru marjinal arazi paradoksu

Tarımsal sulama amacıyla GES kurulumu söz konusu olduğunda arazi sınıfı önemli hale gelmektedir.

Mevzuat ve uygulama düzenlemelerinde GES başvurularında kuru marjinal tarım arazisi kriteri öne çıkmaktadır. Bakanlığın uygulama metninde, belirli GES başvuruları bakımından kuru marjinal tarım arazisi şartı açıkça belirtilmektedir.

Burada sahada ortaya çıkan temel sorun ise şudur:

Sulama ihtiyacı yüksek olan tarla ile GES kurulmasına izin verilen arazi aynı yer olmayabilmekte çoğunlukla da olamamaktadır.

Çiftçinin GES'e ihtiyaç duymasının nedeni zaten sulama yapmasıdır. Ancak GES kurulacak alanın tarımsal niteliği ve arazi sınıfı nedeniyle yatırımın kurulabileceği yer ile elektrik tüketiminin gerçekleştiği yer arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkabilmektedir.

Bu nedenle yalnızca "GES kurulacaksa tarım dışı veya marjinal araziye kurulsun" demek yeterli olmamaktadır.

Enerji üretiminin hangi amaçla yapıldığı da değerlendirilmelidir.

Büyük Ova'da ikinci duvar

Arazi sınıfı bakımından uygun görünen bir alanın Büyük Ova Koruma Alanı içerisinde bulunması halinde ise başka bir süreç başlamaktadır.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın uygulama metnine göre Büyük Ova Koruma Alanlarında arazi sınıfı kuru marjinal olsa dahi alan dışındaki alternatiflerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Alternatif bulunmaması halinde ise Toprak Koruma Kurulu uygunluğu ile ilgili bakanlıkların ortaklaşa kamu yararı kararı süreci gündeme gelmektedir.

Bu düzenlemenin amacı tarım topraklarını korumaktır ve bu amaç anlaşılabilir niteliktedir.

Ancak küçük bir çiftçinin yalnızca kendi sulama pompasını çalıştırmak amacıyla kuracağı birkaç on kilovatlık bir sistem ile büyük ölçekli ticari bir enerji yatırımının aynı bürokratik süreç içerisinde değerlendirilmesi ayrıca ele alınmalıdır.

Burada ihtiyaç duyulan yaklaşım "herkese aynı bürokrasi" değil, yatırımın büyüklüğü ve etkisiyle orantılı bir denetim sistemi olmalıdır.

Asıl soru

Dolayısıyla tartışmayı "GES tarım arazisine kurulmalı mı, kurulmamalı mı?" seviyesinde bırakmak doğru değildir.

Asıl sorunun şu şekilde kurulması gerekmektedir:

Çiftçinin sulama maliyetini azaltmak için ihtiyaç duyduğu elektriği, tarım toprağına zarar vermeden ve şebeke güvenliğini bozmadan nasıl üretmesi sağlanmalıdır?

Bu sorunun cevabı yalnızca yasaklarda değil, alternatif üretim alanlarında, ortak santrallerde, hazine arazilerinde, çatı ve tarımsal yapı uygulamalarında, enerji depolamada ve daha basit izin süreçlerinde aranmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca güneş paneli değildir.

Mesele, toprak ile enerjiyi aynı anda koruyabilecek bir sistem kurulmasıdır.

Yazarın diğer yazıları