TARİHE BAKMANIN FAYDASI

Bu ülkede akaryakıt darlığından şehirlerarası ulaşımın ağır aksak sağlandığı zamanlar oldu. Şehirler arası ulaşımı sağlayan otobüs şirketleri zor kötek o da torpille buldukları akaryakıtla yolcu taşıdı. Böyle zamanlarda şehir için toplu ulaşımı sağlayan belediye araçları da ağır aksak çalışmak zorun

Ali Rıza TABAN - Gazeteci/Yazar

Bu ülkede akaryakıt darlığından şehirlerarası ulaşımın ağır aksak sağlandığı zamanlar oldu.

Şehirler arası ulaşımı sağlayan otobüs şirketleri zor kötek o da torpille buldukları akaryakıtla yolcu taşıdı.  

Böyle zamanlarda şehir için toplu ulaşımı sağlayan belediye araçları da ağır aksak çalışmak zorunda kaldı.

Konya’nın Belediye Başkanı Yılmaz Kulluk yegâne toplu ulaşım aracı olan belediye otobüslerinin akaryakıt ihtiyacını, dağıtım şirketlerinden aracılar vasıtasıyla rica-minnet temin ediyordu. Ayrıca belediyenin az sayıdaki personel maaşını ödemede de zorlandığı oluyordu.

Bas parayı, al akaryakıtı yoktu öyle bir dünya.

Kulluk’tan sonra Türk siyasetinin müstesna değerde devlet adamı Mehmet Keçeciler 1977 yılında Konya Belediye Başkanı seçildi. Akaryakıt ve para darlığı zirvedeydi. Belediye ne ki; ülkede akaryakıt, devlette ise para yoktu.

Keçeciler’in gösterdiği yönetim becerisi ile belediye otobüsleri çalıştı ve personel maaşları ödendi. Ne halk ne de çalışanlar mağdur oldu.

Öte yandan köylünün tarlasını sürecek-ekip-biçecek mazot yoktu.

Köylü şehirde fellik fellik günlerce mazot arardı.

Köylünün tarlasına atacağı gübrede yoktu.

Ülkede döviz darlığı had safhadaydı.

Piyasalarda da zaruri temel ihtiyaç maddeleri bulunamıyordu.

Ülkede Tüp gaz darlığı yaşanıyordu.

Yemeklik margarin bulunamıyordu.

Sıvı yağ bulunamıyordu.

Dükkanların önünde uzun kuyruklar vardı.

Yokluk vardı.

Yoktu ve pahalıydı.

Yokluk kuyrukları ülkenin her yerindeydi.

Tedarik, beceri ve karaborsaydı.

Bulabilene, alabilene “aşk olsun” diyorlardı.

Piyasalar, iş hayatı, üretim, güven tepe taklaktı.

Üretimin durduğu oldu.

Fabrikalar ve büyük işyerleri kapandı.

Grev-lokavt aldı başını gitti.

Faizler ve enflasyon yüksekti.

Zam mı?

Zam, doğal.

Zam, böyle zamanları pek sever.

Bu ülkede her türlü mal ve hizmete zam her zaman oldu.

Esasen her çeşit zam; enflasyon, pahalılık ve yokluk bu ülkenin kaderiydi.

Mesela; Bülent Ecevit’in başbakanlık yılları istisnasız yokluk ve pahalılık yıllarıydı. Ambargo ve dünya ekonomisinin sarsıntı içinde olması, bahanelerin şahıydı.

Ecevit zamcıydı.

Süleyman Demirel başbakanlık yılları istisnasız değil ama yokluk ve pahalılık yıllarıydı.

Demirel, başbakanlığının ilk dönemlerinde enflasyonla mücadele başarısı göstermiş olsa bile, zamcıydı. 

Turgut Özal’ın başbakanlık yılları genel itibarıyla yokluk ve pahalılık yıllarıydı.

Özal, insaf sınırlarını zorlayan zamcıydı.

Başbakan Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller dahada beterdi.

Bahsi geçen başbakanların dönemlerinde banka-banker ve finansal krizlerde oldu.

Bülent Ecevit’in son başbakanlığı döneminde yaşanan 2000-2001 krizleri tüm bu süreçlere tüy dikti.

Tarihe bakılmalı.

Tarih arada bir de olsa bakıldığında nefes aldırıyor.

Yazarın diğer yazıları