avatar

Şükrü PORTAKAL YAZAR

TARİHİN PERDELERİ VE TÜRK MİLLETİ OLMA ŞUURU

Şükrü PORTAKAL

2026-07-15

Tarihin bazı perdeleri vardır; sadece geçmişte olup biteni göstermekle kalmaz, içinde yaşadığımız zamana da çarpıcı bir şekilde ayna olur.

Bir milleti millet yapan yalnızca ortak bir coğrafyayı paylaşması değildir. Aynı acıyı hissedebilmesi, aynı bayrağın altında kenetlenebilmesi ve devletine sahip çıkma iradesini gösterebilmesidir. Türk milleti, binlerce yıllık tarihinde nice savaşlar, nice ihanetler ve nice badireler yaşamış; fakat her defasında küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır.

Yakın tarihimizde de milletimizin hafızasında silinmeyecek üç önemli tarih vardır:

27 Mayıs 1960,

12 Eylül 1980

 Ve 15 Temmuz 2016.

Bu üç tarih farklı dönemlerde, farklı şartlarda yaşanmıştır. Ancak ortak noktaları, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik düzenini ve devlet yapısını derinden sarsmalarıdır. Bu nedenle bu tarihlere yalnızca siyasi tartışmaların penceresinden değil, Türk milleti olma şuuru açısından bakmak gerekir.

Çünkü Türk milleti, tarih boyunca devletini "baba ocağı" bilmiş; devletsiz kalmanın ne demek olduğunu en iyi bilen milletlerden biri olmuştur. Orhun Yazıtları'nda Bilge Kağan'ın, "Ey Türk milleti, titre ve kendine dön." çağrısı bugün de anlamını korumaktadır. Bu çağrı yalnızca geçmişe değil, geleceğe de yapılmış bir uyarıdır.

Millet olmanın temelinde kin değil kardeşlik, ayrılık değil birlik, öfke değil ortak akıl vardır. Farklı düşünceler olabilir; siyaset değişebilir, iktidarlar gelir, muhalefet değişir. Ama ay yıldızlı bayrak, vatan ve devlet ortak değerlerdir.

27 Mayıs'ın bıraktığı acılar, 12 Eylül'ün toplumsal yaraları ve 15 Temmuz gecesinde yaşanan can kayıpları bize aynı gerçeği hatırlatmaktadır: Devletin gücü ancak milletin birliğiyle anlam kazanır. Millet bölünürse devlet zayıflar; millet kenetlenirse en büyük tehditler bile bertaraf edilir.

Bugün ihtiyacımız olan şey, geçmişin acıları üzerinden yeni ayrılıklar üretmek değil; ortak hafızadan ortak gelecek inşa etmektir. Çünkü çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, güçlü bir ekonomi kadar güçlü bir millet olma bilincidir.

Bizler Malazgirt'te aynı safta yürüyenlerin, Çanakkale'de aynı siperde şehit düşenlerin, Sakarya'da aynı istiklâl uğruna mücadele edenlerin torunlarıyız. Bizi ayakta tutan yalnızca tarihimiz değil; o tarihten süzülen birlik ruhudur.

Bugün de yarın da Türkiye'nin en büyük gücü; tankı, topu ya da teknolojisi değil, gerektiğinde tek yürek olabilen Türk milletidir.

Çünkü tarih bize defalarca göstermiştir ki, birlik olan milletler tarih yazar; ayrışan milletler ise tarihin konusu olur.

Türk milleti, dün olduğu gibi bugün de ortak değerlerine sahip çıktığı sürece, tarih yalnızca geçmişi değil, umut dolu yarınları da yazmaya devam edecektir.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü PORTAKAL YAZAR