Şükrü PORTAKAL YAZAR
TÜRK MİLLETİ AÇLIKLA İMTİHAN EDİLEMEZ
Şükrü PORTAKAL
2026-07-08
Temmuz 2026…
TÜRKİYE…
Türkiye ekonomisinde
yine milyonlarca insanın gözü açıklanan rakamlardaydı.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre
yıllık TÜFE %32,11, Temmuz ayı kira artış oranı ise %32,03 oldu. Buna karşılık
kamu çalışanlarına yönelik ücret artışı teklifi %17,36 olarak açıklandı.
Rakamlar resmîdir.
Ancak ekonominin gerçek
karşılığı yalnızca istatistik tablolarında değil; pazarda, markette, kirada,
faturada ve vatandaşın mutfağında görülür.
Bugün milyonlarca çalışan, emekli ve dar gelirli vatandaş şu
sorunun cevabını arıyor:
Kira yaklaşık yüzde otuz
iki artarken, hayat pahalılığı bu seviyelerde seyrederken, ücret artışı bunun
oldukça altında kalıyorsa, aradaki fark nasıl kapatılacaktır?
Ekonomi, yalnızca büyüme
oranlarından ibaret değildir.
Ekonomi; alın terinin
karşılığını alabilmektir.
Çalışanın evine huzurla
ekmek götürebilmesidir.
Gençlerin gelecek
hayalini borçla değil umutla kurabilmesidir.
Emeklinin ilacını
alırken tereddüt etmemesidir.
Bugün farklı araştırma kuruluşlarının açıkladığı enflasyon
hesaplamaları ile vatandaşın günlük hayatta hissettiği hayat pahalılığı
arasındaki tartışmalar da devam etmektedir. Bu durum, ekonomik göstergelerin
yanı sıra toplumun satın alma gücünün de dikkate alınmasının önemini ortaya
koymaktadır.
Türk milleti yokluğu
bilir.
İstiklal Harbi'nde cepheye giden Mehmetçik, kimi zaman kuru
ekmekle, kimi zaman üzüm hoşafıyla günler geçirdi. Açlığa katlandı; çünkü
verilen mücadele bağımsızlık içindi.
O fedakârlık, esaret
altında yaşamamak için yapılmıştı.
Bugün ise aynı millet, kendi ülkesinde insanca yaşayabileceği
bir gelir talep ediyor. Bu talep lütuf değil, emeğin karşılığıdır.
Türk töresinde devlet;
güçlünün değil, haklının yanında durduğu müddetçe devlettir. Kağanın görevi
yalnızca ülke yönetmek değil, halkını darlığa düşürmemek, aç olanı doyurmak,
adaleti ayakta tutmaktır.
Yüce Allah da 'de şöyle buyurur:
"Ölçüyü tam yapın,
eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların haklarını
eksiltmeyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
(Şuarâ Suresi, 181-183.
ayetler)
Bu ilahi ölçü yalnızca ticarette değil, hayatın her alanında
adaletin temelidir.
Emeğin karşılığını eksik
vermemek de insanın hakkını gözetmek de devlet yönetiminde adaleti esas almak
da bu anlayışın bir parçasıdır.
Hiç kimse unutmasın…
Türk milleti fedakârlık
yapmayı bilir. Ancak fedakârlığın adaletle buluşmadığı yerde umut zayıflar.
Bu millet, Çanakkale'de
aç kaldı ama vatanını satmadı.
Sakarya'da yokluk çekti
ama istiklalinden vazgeçmedi.
Bugün de milletin beklentisi; alın terinin değer bulduğu,
emeğin korunduğu, sosyal adaletin güçlendiği bir ekonomik düzendir.
Çünkü hiçbir yönetimin
görevi milletini açlıkla imtihan etmek değildir.
İmtihanın sahibi
yalnızca Yüce Allah'tır.
Devletin vazifesi ise vatandaşını enflasyona ezdirmemek,
emeğin hakkını korumak, sosyal adaleti güçlendirmek ve milletine güven
vermektir.
Unutulmamalıdır ki güçlü
devlet; bütçesi büyük olan değil, vatandaşının sofrasındaki ekmeği küçültmeyen
devlettir.
Adaletin olduğu yerde
güven vardır.
Güvenin olduğu yerde
üretim vardır.
Üretimin olduğu yerde
refah vardır.
Ve refahın olduğu yerde
devlet ile millet aynı hedefe yürür.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP