avatar

Mehmet SERİN YAZAR

Üç Çocuk Değil

Mehmet SERİN

2026-07-07

Toplumun en büyük problemi, çözemediği meseleler değildir.

Çözdüğünü zannettiği meselelerdir.

Çünkü yanlış teşhis, doğru çözümü engeller; sahte çözüm ise teşhisi bile unutturur.

Nüfus meselesi tam da böyledir.

2025 verileri de bunu doğruluyor. Toplam doğurganlık hızı 1,42'ye geriledi. Doğan bebek sayısı 895 bin 374'e düştü. Nüfusumuz hâlâ artıyor görünse de artış hızı yavaşlıyor, toplum giderek yaşlanıyor.

Yıllardır çocuk sayısını konuşuyor, doğurganlık oranlarını tartışıyor, çözümü de daha fazla çocuk tavsiyesinde arıyoruz.

Hâlbuki mesele, çocuk sayısından önce ilk çocuğa ne zaman kavuşulduğudur.

Çünkü nüfus, zamana göre ölçülen bir olgudur. Artışı da azalışı da yıllar içinde ortaya çıkar. O hâlde bu probleme üretilecek çözümün de zamana etki etmesi gerekir. Zaman ayağı olmayan politikanın, zamanla ölçülen probleme kalıcı çözüm üretmesi beklenemez.

Şimdi basit matematik yapalım.

İki aile düşünelim.

İlk ailenin iki çocuğu olsun.

İkinci ailenin üç çocuğu.

İlk ailede ebeveynlerle çocukları arasındaki ortalama kuşak aralığı yirmi yıl olsun. Her nesil, önceki nesil gibi ikişer çocuk sahibi olsun.

İkinci ailede ise ebeveynlerle çocukları arasındaki ortalama kuşak aralığı otuz beş yıl olsun. Her nesil, önceki nesil gibi üçer çocuk sahibi olsun.

Aradan kırk yıl geçsin.

İki çocukla başlayan ilk aile, iki çocuğu, dört torunu ve sekiz torununun çocuğuyla toplam on dört kişilik yeni nesle ulaşmış olacaktır.

Üç çocukla başlayan ikinci aile ise üç çocuğu ve dokuz torunuyla toplam on iki kişilik yeni nesle ulaşacaktır.

Demek ki aynı kırk yıl içinde nüfusun yönünü belirleyen, çocuk sayısından çok nesiller arasındaki zamandır.

Bu işin matematiği böyledir.

Üstelik insan fıtratı da aynı şeyi söyler.

Her aile büyümek, geleceğe kök salmak ve kendinden sonra da var olmak ister. Bu, nevi içgüdüsünün tabii tezahürüdür.

Fakat insanın başka bir yönü de vardır.

Beka...

İnsan geleceğinden endişe ettiğinde önce ayakta kalmayı düşünür. Beka içgüdüsünün açlığı, nevi içgüdüsünü bastırır.

Bu yüzden doğurganlık, tavsiyeyle ortaya çıkan bir tercih değil; güven veren hayat ikliminin fıtrî neticesidir.

Ticarette de böyledir.

Hiçbir sağlıklı girişim sadece kâr etmek amacıyla kurulmaz. Önce hedef, ihtiyaç ve değer inşa edilir. Kâr ise başarının doğal hediyesidir.

Doğru şartlar oluştuğunda kâr kendiliğinden gelir.

Doğru aile iklimi oluştuğunda da doğurganlık kendiliğinden artar.

Bu yüzden nüfus politikaları çocuk sayısını değil, aile kurmanın iklimini konuşmalıdır.

Kurulacak teşvik sistemi, tercihlerini erken yaşta aile kurmaktan yana kullanan reşit gençleri öncelemelidir.

Siyaset, sonuçları yönetmeye çalıştığında slogan üretir; sebepleri yönetmeye başladığında medeniyet inşa eder.

Toplumlar söylenen sözlerle değil, yaşadıkları hayatla karar verir. İnsanlar nasihatı değil, önlerine açılan ufku takip eder.

Yıllardır nüfus meselesini yanlış yerden konuştuk.

Mesele üç çocuk değildi.
İlk çocuktu.

ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Mehmet SERİN YAZAR