Sır Naibi YAZAR
Ücretsiz Gondol Turuna Davetlisiniz!
Sır Naibi
2026-07-08
Memleketimin belediye başkanının
Dünya Belediyeler Birliği Başkanı seçildiğini duyduğumda, bir Bozkırlı olarak
ekran başında göğsüm kabarmış, Konyalı olarak da büyük gurur duymuştum.
"İşte Konya vizyonu dünyaya örnek oluyor" diye sevinirken, ne yazık
ki Konya sokakları ilk ciddi imtihanda bu küresel unvanın gerisinde kaldı.
Gelişmiş bisiklet yollarıyla
övünen ve "Dünya Bisiklet Şehri" unvanını taşıyan Konya, sağanak
yağışlarla birlikte adeta tek bir günde çağ atlayarak "Dünya Kano
Şehri" unvanına terfi etti. Hikâye ise her seferinde aynı trajikomik
senaryoyla başlıyor: Gökyüzü biraz kararıyor, rüzgar sertleşiyor ve o
kaçınılmaz 20 dakikalık yaz yağmuru bastırıyor. İşte tam o an, kentin milyarlık
makyajı saniyeler içinde akıp gidiyor.
Konya’mız, geçtiğimiz aylarda ve
bu hafta tarihinin en hızlı coğrafi değişimini yaşadı. İkindi vakti sonrası
aniden bastıran sağanak, "Bozkırın ortasında deniz olmaz" diyenleri
haksız çıkarırcasına cadde ve sokakları göle çevirdi. Saniyeler içinde dalgalı
birer denize dönüşen yollar ve Konya’nın en seçkin caddelerinde akıntıya karşı
kürek çeken çöp kovaları, İtalya’nın su kanallarını kıskandıracak cinstendi.
Güya küresel ısınma kapımızdaydı, su kaynaklarımız tükeniyordu ve tasarruf
tedbirleri sıkılaştırılıyordu; fakat Konya bu yağışlarla adeta
"Konvenedik"e dönüyordu.
Mesai çıkışı pedallara basarak
evine gitmeyi hayal eden binlerce Konyalı, kendisini bir anda Sualtı Sporları
Federasyonu'nun zorunlu seçmelerinde buldu. Alt geçitlerde arabasının tavanına
çıkıp kurtarılmayı bekleyen sürücülerin şaşkınlığı, kaldırım kenarında paçaları
sıvayıp "Konya’ya plaj geldi, tek eksiğimiz şezlong!" diye kahkaha
atan gençlerin neşesine karıştı.
Aslında bu berekete biraz da
yukarıdan bakmak lazım. Malum, belediyemiz aylardır "Suyumuz tükeniyor,
kuraklık kapıda" diyerek, güya tasarrufa teşvik etmek amacıyla şebeke
suyuna peş peşe okkalı zamlar bindiriyordu. Musluğu her açtığımızda cüzdanımızı
kurutan bu "tasarruf" kılıflı zam fırtınasına kulun gücü yetmedi ama
Yaradan’ın adaletine de sınır çizilemedi. "Siz misiniz suya tasarruf deyip
sürekli zam yapan?" dercesine gökyüzü bir açıldı, Yaradan rahmetini verdi!
Kulun parayla sattığı, faturasını katladığı suyu gök kubbe; Konya ovasına
bedava, hem de caddeleri göle çevirecek kadar bol döktü. İlahi rahmet; tüm
barajları, caddeleri, hatta alt geçitleri ağzına kadar dolduruverdi.
Herkes sırılsıklam olmuş öfkesiyle
ve su faturalarının acısıyla "Peki, bu altyapının hali ne?" diye
sitem etmeye hazırlanıyordu ki, yüreklere su serpen o dâhice teşhis en tepeden
geldi! Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay, o sular altında
kalan caddelere bakıp dünya vizyonuna yakışır tarihi tespiti patlattı:
"Konya modeli belediyecilik diyoruz, dünya şehri diyoruz. Bunlar da
herhalde nazardır diye bakıyorum." deyiverdi.
Bu muazzam açıklamayla birlikte
şehirde bir anda taşlar yerine oturdu! Meğer caddelerin nehre dönmesi;
mühendislik hatalarından, aşırı betonlaşmadan ya da tıkanan rögarlardan değil,
tamamen "Dünya Belediyeler Birliği Başkanı" olan başkanımızı, onun
"Konya Modeli Belediyeciliğini" ve muhtemelen o meşhur su zamlarını
çekemeyen uluslararası güçlerin kem gözlerinden kaynaklanıyormuş! Londra, Paris
ve New York belediyeleri hasetlerinden çatlamış olacak ki Konya’ya resmen nazar
değdirmişler. Sosyal medyada, "O zaman belediye bütçesinden acilen her
kavşağa beton mikseri boyutunda dev birer mavi boncuk dökülsün" önerileri
havada uçuşmaya başladı. Hatta bazı esnaflar, bir sonraki sağanakta KOSKİ’den
rögar temizleme aracı yerine, mahalle bazlı kurşun dökecek maharetli uzmanlar
gönderilmesini talep ediyor. Sonuçta madem dünya çapında bir vizyonla
yönetiliyoruz, altyapı sorunlarını da metafizik yöntemlerle ve uluslararası
nazar muskalarıyla çözmek en doğal hakkımız!
Ancak sular çekilip de geride
çamurlu asfaltlar ve dükkanındaki suyu paspaslayan esnafın yorgunluğu
kaldığında anlıyoruz ki; doğa, asfaltla kapattığımız toprağın hakkını her zaman
geri alıyor. Umalım ki bir sonraki rahmet yağdığında, önlemleri dualar ve nazarlıklarla
değil; o övündüğümüz dünya şehri unvanına yakışır borularla alırız. Aksi
takdirde, bu kadar büyük küresel bir nazarı bozmaya Konya'nın tüm kurşun
stokları bile yetmeyecek; bizler de zamlı su faturalarını öderken bisiklet
yollarında kano festivali düzenlemek zorunda kalacağız.
Sorumluluktan kaçıp faturayı
kadere ya da nazara kesen her idarecinin, o kadim adalet terazisini unutmaması
gerekir. Hani koca cihan sultanı Kanuni Sultan Süleyman, sarayın bahçesindeki
ağaçları kurutan karıncaları itlaf etmek için hocası Ebussuud Efendi’den icazet
isterken şöyle sormuştu ya:
“Dırahta ger ziyan etse karınca /
Günahı var mıdır anı kırınca?”
Buna karşılık büyük alim, mülkün
sahibine sorumluluğunu şu muazzam mısrayla hatırlatmıştı:
“Yarın Hakk'ın divanına varınca /
Süleyman'dan hakkın alır karınca.”
O halde bugün biz de hatırlatalım:
"Tasarruf" adı altında vatandaşa yüklenen her zammın, rögarları
temizlemeyip faturayı nazara kesen her ihmalin bir hesabı vardır. Zira şairin
de dediği gibi: "Kenâr-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu, Gelir de
adl-i İlâhî sorar Ömer'den onu!"
Yerin üstüne milyonlar döküp
fiyakalı parklar, ışıklı meydanlar yapmak her zaman daha popülerdir. Çünkü
yerin altına gömülen parayı, döşenen o devasa kolektörleri kimse görmez;
altyapı oy getirmez! Ama o "oy getirmez" denilen mazgallar tıkandığında,
rögarlar gerisin geri patladığında, şehir saniyeler içinde
"Konvenedik" oluverir. Belediyecilik, yağmur yağdığında vatandaşa
"Evden çıkmayın" uyarısı yapmak değil; o yağmuru kentin altına
gömecek basireti gösterebilmektir.
Velhasılkelam, biz Avrupa
Birliği'ne girmek için yıllardır kapılarda bekleyeduralım; yerel
yönetimlerimizin altyapı ihmalleri sayesinde Avrupa zaten her yağmurda
ayağımıza geliyor. Paçaları sıvayın, kürekleri hazırlayın; zira burası Dünya
Şehri Konvenedik! Bir sonraki sağanakta, kendi caddenizde ücretsiz gondol
turuna davetlisiniz.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP