Abdulhamit TEKMEN YAZAR
Ya Tutarsa...
Abdulhamit TEKMEN
2026-07-13
"Ya tutarsa..."
Nasreddin Hoca'nın bu meşhur
kıssasını bilmeyenimiz yoktur sanırım. Yine de hafızaları tazelemekte fayda
var.
Günlerden bir gün Nasreddin
Hoca, eline yoğurt mayasını alıp gölün kenarına gider. Çevrede piknik yapan
köylülerin şaşkın bakışları arasında kaşık kaşık mayayı göle çalmaya başlar.
Merakına yenik düşen bir köylü yaklaşır ve sorar:
"Hayırdır Hocam, ne
yapıyorsun?"
Hoca hiç bozuntuya vermeden
cevap verir:
"Göle yoğurt mayası
çalıyorum."
Köylü gülümseyerek tekrar sorar:
"İyi de Hocam, hiç göl maya
tutar mı?"
Ve yüzyıllardır dilden dile
dolaşan o unutulmaz cevap gelir:
"Ya tutarsa..."
Yaklaşık altı yüz yıldır
anlatılan bu kıssa, herkes tarafından farklı yorumlanmıştır. Kimine göre umut,
kimine göre cesaret, kimine göre ise imkânsızı deneme arzusudur. Ancak umut ile
plansızlık arasındaki ince çizgiyi de iyi ayırmak gerekir.
Peki bunun Konyaspor ile ne
ilgisi var?
Bana göre bugün Konyaspor'un
içinde bulunduğu transfer süreci tam da bu hikâyeyi hatırlatıyor. Yeşil-beyazlı
yönetim, adeta Konya Büyükşehir Stadyumu'nun çimlerine Trendyol Süper Lig için
maya çalıyor. Belki gerçekten tutacak... Belki de "ya tutarsa"
düşüncesiyle çıkılan bu yol, kulübü yeniden ayağa kaldıracak. Ancak bugün
görünen tablo, taraftarı umutlandırmaktan çok düşündürüyor.
Geçtiğimiz sezon takımı ligde
tutmayı başaran isimlerin önemli bir kısmı kadroda tutulamadı. Onların yerine
ise büyük ölçüde alt liglerden ya da henüz kendisini Süper Lig seviyesinde
ispat edememiş genç oyuncular transfer ediliyor. Elbette hiçbir futbolcuya
peşin hükümle yaklaşmak doğru değildir. Bugün yıldız olarak gördüğümüz birçok
isim de kariyerine alt liglerde başladı.
Ancak burada sorgulanması
gereken konu futbolcular değil, planlamadır.
Konyaspor, yaklaşık 3 milyar
lirayı bulan borç yüküyle yeni sezona giriyor. Böyle bir ekonomik tabloda
elbette herkes dünya yıldızları beklemiyor. Taraftar da kulübün mali
gerçeklerinin farkında. Taraftarın beklediği şey; doğru planlama, doğru
iletişim ve Süper Lig'in gerçeklerine uygun bir kadro mühendisliği.
Yapılan transferlerin büyük
bölümü "geleceğe yatırım" olarak anlatılıyor. Güzel... Geleceğe
yatırım yapılmalı. Ancak Süper Lig'de geleceği planlayabilmek için önce bugünü
kurtarmak gerekir.
Konyaspor, geçen sezon kümede
kalmayı son haftalarda garantileyen bir takım görüntüsü verdi. Böyle bir
sezonun ardından camianın beklentisi, takımı doğrudan güçlendirecek, ilk 11
seviyesinde fark oluşturacak birkaç önemli transferdi. Bunun yerine kamuoyuna
sürekli "geleceğin yıldızı", "potansiyelli oyuncu" ve
"yatırım transferi" söylemleri sunuluyor.
İşin bir başka boyutu ise
taraftar psikolojisi...
Kombine satışları başladı.
Yönetim, tribünlerin dolmasını istiyor. Taraftar ise parasını harcayacağı
takımın sahada kendisine umut verecek bir görüntü çizmesini bekliyor. Günümüz
futbolunda sadece arma sevgisiyle on binlerce insanı tribünlere çekmek artık
kolay değil. İnsanlar heyecan görmek istiyor. Mücadele edecek, hedef koyacak ve
rekabet edecek bir takım izlemek istiyor.
Üstelik kombine fiyatlarının da
birçok taraftar tarafından yüksek bulunduğu bir dönemde, transfer sessizliğinin
devam etmesi ister istemez soru işaretlerini artırıyor. Tribünleri dolduracak
olan şey sadece çağrılar değil, sahaya yansıyan güçlü projedir.
Belki yönetimin üzerinde
çalıştığı önemli transferler vardır.
Belki kamp dönemi sonunda tablo
tamamen değişecektir.
Belki bugün eleştirilen genç
oyuncular yarının yıldızları olacaktır.
Bunların hepsi mümkün...
Ancak futbol, sadece ihtimaller
üzerine kurulmaz. Başarı; doğru planlama, doğru zamanlama ve doğru kadro
mühendisliğiyle gelir.
Konyaspor gibi köklü bir
camianın, her sezon "ya tutarsa" anlayışıyla hareket etme lüksü
yoktur. Bu kulüp, yıllarca Avrupa kupalarında mücadele etmiş, Türkiye Kupası
kazanmış ve Anadolu'nun en güçlü futbol markalarından biri hâline gelmiştir. Böyle
bir camianın hedefi, sadece ligde kalmak olmamalı; yeniden yarışan, mücadele
eden ve taraftarına güven veren bir takım oluşturmak olmalıdır.
Elbette sezon başlamadan kesin
hükümler vermek doğru olmaz. Futbol, bazen tüm tahminleri boşa çıkarabilir.
Belki yönetim haklı çıkacak, belki bugün eleştirilen isimler sezonun yıldızı
olacak.
Ama bugün taraftarın aklındaki
soru hâlâ aynı:
Konyaspor gerçekten planlı bir
yapılanmanın içinde mi, yoksa Nasreddin Hoca'nın göle çaldığı maya misali
sadece "ya tutarsa" diyerek yeni sezona mı hazırlanıyor?
Bu sorunun cevabını ise artık
transfer açıklamaları değil, sezon başladığında yeşil sahada ortaya konulacak
futbol verecek.
Son Söz...
Hiç kimse Konyaspor'un başarısız
olmasını istemez. Bu şehir, iyi günde de kötü günde de takımının yanında olmayı
bilen bir futbol kültürüne sahiptir. Eleştiriler de tam bu yüzden yapılıyor.
Çünkü bu arma, deneme-yanılma yöntemiyle yönetilemeyecek kadar büyük bir
değerdir.
Bugün yönetimin önünde hâlâ
zaman var. Taraftarın beklentisini karşılayacak, takıma doğrudan katkı verecek
hamleler yapılabilir. Oluşan soru işaretleri giderilebilir. Çünkü futbol sadece
sahada değil, güven duygusuyla da kazanılır.
Unutulmamalıdır ki; taraftarın
satın aldığı kombine sadece bir koltuk değildir. O kombine, kulübe duyulan
güvenin, inancın ve aidiyetin göstergesidir. Eğer o güven zedelenirse tribünler
boşalır, tribünler boşaldığında ise Konyaspor en büyük gücünü kaybetmeye
başlar.
Dilerim ki bu satırlar sezon
sonunda haksız çıksın. Dilerim ki bugün eleştirilen transfer politikası, yarın
hepimizin alkışladığı bir başarı hikâyesine dönüşsün. Çünkü kazanan ben
olmayacağım, kazanan Konyaspor olacak.
Ama bugün itibarıyla görünen
tablo, camianın kafasındaki tek soruyu değiştirmiyor:
Bu takım gerçekten sağlam
temeller üzerine mi inşa ediliyor...
Yoksa yine hep birlikte,
Nasreddin Hoca'nın göle çaldığı maya gibi, sadece "Ya tutarsa..."
demekle mi yetiniyoruz?
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP