avatar

Mehmet SERİN YAZAR

BACASIZ İFLAS

Mehmet SERİN

2026-07-27


Önce kamu mülklerimizi kaybettik.

Akarsular üzerindeki santraller, madenler, metal kaynakları, rüzgâr ve güneşten doğan enerji toplumun ortak servetiydi. Bizim medeniyetimiz mülkiyeti devlet, kamu ve fert mülkiyeti olarak ayırır. Kamu mülklerinin gelirleri halka mahsustur; devlet bunlara sahip olmaz, yalnızca işletir ve muhafaza eder.

Fakat kamuya ait olması gereken gelirler zamanla devletin yahut sermayenin tasarrufuna geçti.

Şimdi sıra ferdî mülkiyette.

Sistem insana ev, arsa ve servet sahibi olmayı özgürlüğün alameti diye gösteriyor; fakat köpürtme hakkını kendi elinde tutuyor. Böylece ferdî mülkiyet, bacasız fabrikanın hem hammaddesine hem müşterisine dönüşüyor.

Dün şehrin dışında kalan boş arazi bugün imara açılıyor. Yolu, hastanesi ve okulu anlatılarak satış başlıyor. Arsalar satılıyor, binalar yükseliyor; fakat çoğu zaman asfaltı dahi tamamlanmadan sistem yönünü başka bir alana çeviriyor.

Eski şehir…

Yeni şehir…

Yeni yeni şehir…

İsimler değişiyor, iştah değişmiyor.

Fert mülk edindiğini düşünüyor; gerçekte köpürtülmüş değeri borçlanarak satın alıyor. Halk fakirleşirken sistem büyüyor. Başlangıçta küçük görünen fark, zamanla uçuruma dönüşüyor.

Bu yalnızca şehircilik meselesi değildir; hüküm sahibinin piyasanın en güçlü oyuncusuna dönüşmesidir.

İbn Haldun’un asırlar önce işaret ettiği gibi, hüküm sahibi ticarete indiğinde halk onunla rekabet edemez. Halkın malı ucuzlar, yönetenin elindeki pahalanır; sonunda halkla birlikte ülkenin bayındırlığı da çöker.

Hasta fikir, ferdî mülkiyeti tam da bu yüzden teşvik eder: Mülkü ferde, köpürtme hakkını kendisine bırakmak için.

Fikir işte bu yüzden hastadır.

Çünkü büyümesi toplumun kalkınmasına değil, toplumla arasındaki uçurumun derinleşmesine bağlıdır. Yedikçe acıkır, büyüdükçe borçlanır.

Yaptığı her masraf, gelecekte köpürtülmüş değerlere meyledecek insanların bulunacağı kabulüne dayanır. Fakat ev, arsa ve geçim pahalandıkça yalnızca satın alma gücü değil, satın alma arzusu da tükenir.

O gün sistemin elindekiler elinde patlar.

Hesap o andan sonra tersine döner. Servet diye biriktirilenler yük, hâkimiyet diye kurulanlar maliyet, büyüklük diye övünülenler çöküş sebebine dönüşür.

Hasta fikrin yoluna bile isteye düşen menfaatperest kitle de artık yorgundur. Makamlar, ayrıcalıklar ve paylar büyümüş; huzur büyümemiştir.

Bir zamanlar sistemi menfaatleri uğruna taşıyanların yorgunluğu, artık onu içten imhaya zorlayan ağırlığa dönüşür.

Bu düzeni yönetenler de gidişattan rahatsız olabilir. Fakat başlarına lider kıldıkları fikir, onların hatırını gözetmez.

Fikir tavsiye etmez.

Zorlar.

İnsanlar fikri kullanacaklarını zanneder. Sonunda fikir onları kullanır.

Dünyaya neyin doğru, neyin çağdaş ve neyin meşru olduğunu öğreten fikir, kendi hastalığı karşısında yol göstermek şöyle dursun, aciz kalmıştır.

Ona bağlı toplumların kimi daha fazla piyasa, kimi daha fazla devlet, kimi teknoloji, kimi de geçmişe dönüş önerir.

Tedaviler dağıldıkça fikrin liderliği sorgulanır.

Çünkü hastalık, fikrin sonradan karşılaştığı arıza değil, işleyişinin tabii sonucudur.

Hasta fikrin mabetleri, kuleleri ve ihtişamlı merkezleri sonunda ibret için kalır. İnsan, yalnızca nasıl yükseldiklerini değil, nasıl zayi olduklarını da görmelidir de ondan…

Hasta fikrin cezası toplumların başına yeniden bela olmaması için kuzeni komünizmin yanına defnedilmektir.

Fikir ebedî istirahatgâhına uğurlanırken, biriktirdiği borç mensuplarının omzunda kalır.

İflas masası çalınan hakları asıl sahibine rücû ettirir. Borçlar mahsup edilir. Hesap görülür.

Tam bu sırada refahın ve adaletin kalesi, fıtratın filizi fikir göz kırpar…

Serveti belirli ellerde büyütmek için değil, toplumun refahını ve kalkınmasını sağlamak için şahlanır. Fitili fakirlerin sinelerinde yanar; ateşi toplumun tamamını kuşatır.

Emeğin kıymet bulduğu, refahın yayıldığı; adaletin, ilmin ve dayanışmanın toplumu topyekûn yükselttiği medeniyet…

Eski düzen çorap gibi sökülürken eğitim, hukuk ve adalet yeni medeniyetin ilk silueti olarak dokunmaya başlar.

ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Mehmet SERİN YAZAR