BULUNMAZ HİNT KUMAŞI

Dilimize giren ve oldukça sık kullandığımız bu deyim nedir, nereden gelmiştir hiç merak ettiniz mi? Biraz araştırdım ve sizler için buldum ve paylaşıyorum. “Bulunmaz Hint Kumaşı” anladığımız haliyle eşsiz, nadir bulunan, çok kıymetli, çok değerli, paha biçilemez anlamlarına gelen güzel ve anlam dolu

Nazım PEKER Eğitimci/Yazar

Dilimize giren ve oldukça sık kullandığımız bu deyim nedir, nereden gelmiştir hiç merak ettiniz mi? Biraz araştırdım ve sizler için buldum ve paylaşıyorum.

                “Bulunmaz Hint Kumaşı” anladığımız haliyle eşsiz, nadir bulunan, çok kıymetli, çok değerli, paha biçilemez anlamlarına gelen güzel ve anlam dolu bir deyimdir.

                Deyim nereden geliyor, ne zaman kullanılır olmuştur?

                Bildiğiniz gibi İngiltere, geçmişte; güneş batmayan bir ülke olarak anılır ve bilinirdi. Dünyanın her yerinde bolca sömürdüğü sömürgeleri vardı. Bunlardan birisi de Hindistan idi.

                Hindistan 1612’de British East İndia Company aracılığıyla İngiltere hakimiyetine girdi. Şirket 17. Yüzyıl boyunca ülkenin önemli şehirlerinde ticaret merkezleri kurdu.

                Bu şirket, Hindistan’ın yeraltı zenginlikleri olan Demir, kömür ve diğer madenlerin işletilmesiyle birlikte pamuk, çay ürünlerini de işletmeye ve sömürmeye başladı. Çünkü bu zenginlikler Hindistan’da oldukça çoktu.

                Şirket bu sayede öylesine zenginleşti ki 1757 yılına gelindiğinde adeta bir devlete dönüşmüştü.

                İngilizlerin düzenli ve donanımlı orduları karşısında, küçük Hint prenslikleri bir bir düşerek egemenliklerini kaybettiler.

                Böylece bıçağının iki tarafıda kesen Britanya 1803 yılına gelindiğinde Pencap bölgesi hariç ülkenin tamamını sömürgeleştirdi.

                Pamuk üretimi ve ticareti oldukça kazançlı bir sektördü. Hindistan’ın bereketli topraklarında ucuz iş gücüyle üretilen pamuklar, gemilerle İngiltere’ye götürülüyor ve kumaşa dönüştürülüyordu.

                Kapitalist İngiltere, “Tarlanın taşı ile tarlanın kuşunu vuracaktı”

                İngiltere’de kumaşa dönüştürülen Hindistan pamukları, yine Hindistan’a pazarlanması planlanmıştı.

                Ne var ki evdeki hesap çarşıdakine uymadı, büyük bir hayal kırıklığı yaşanmıştı.

                Hintliler İngiliz kumaşını bir türlü beğenmemişlerdi. Daha pahalı olmasına rağmen elde dokunan yerli ve milli Hint ürünlerini almayı tercih ediyorlardı.

                Hindistan’da bir türlü İngiliz kumaşları istenen şekilde satılmıyordu.

                Bir şeyler yapılmalıydı.

                Peki, ne yapılmalıydı?

                Barbarlık burada devreye alındı, şeytani bir plan devreye sokuldu.

                El tezgahlarında kumaş dokunmasını engellemek adına; Hintli çarkçıların parmakları kestirildi. Düğüm atmalarını yapamamaları için de özellikle: başparmakları kestirildi. Öğrendiğime göre eli ve kolu kesilenler bile varmış.

                Sevgili okurlarım! Bu kesme işi üç-beş kişi değil, 100 bine yakın Hintli bu barbarlığa ve caniliğe kurban gitmişti.

                Böylece çok meşhur olan el dokuması:

                Hint kumaşı birdenbire piyasadan yok olup çekilmişti.

                Bu pazar kime kalmıştı?

                Zalim İngilizlere.

                İşte 18. Yüzyılın ikinci yarısında Hint kumaşının birdenbire ortadan yok olması üzerine:” Bulunmaz Hint Kumaşı” nadir, eşsiz, değerli ve az bulunur eşya ve nesneler için kalıplaşmış bir deyim haline gelmiştir.

                Ne yazık ki “Aç Gözlü Kapitalizm” bir kez daha kazanmıştı.

                Onun için diyorum ki: Her şey Türk için, Türk tarafından olmalı, Türk’e göre olmalı.

                Esen kalınız.                                            

Yazarın diğer yazıları