avatar

Şükrü PORTAKAL YAZAR

Dijital Çağda Vefa Sınavı

Şükrü PORTAKAL

2026-08-22

Dilsiz Küheylanların Sadakati, Sözde Dostların İhaneti

​Anadolu’nun bağrından kopup gelen eski bir kıssa vardır; dürüstlüğüyle tanınan bir esnafın, canını emanet edecek kadar güvendiği bir dostu ve gözü gibi baktığı sadık bir küheylanı vardır. Gün gelir, esnafın yolu dağda eşkıyalarca kesilir; varını yoğunu kaybedip derin bir çukura yuvarlanır. Esnafın zor durumunu sezen atı, can havliyle kasabaya koşup o en yakın dostun kapısını çalar. Fakat o "en yakın" dost, esnafın artık hiçbir şeyi kalmadığını anlayınca tehlikeye atılmamak için kapıyı atın yüzüne kapatır. Nihayetinde esnafı o çukurdan kurtaran, pes etmeden kasaba meydanında feryat eden dilsiz küheylanı ve peşine takılan vicdanlı köylüler olur. Bu kadim hikâye, aslında sadece geçmişin bir anlatısı değil; insanlığın dünden bugüne katettiği mesafeyi ve gelecekte bizi bekleyen tehlikeleri özetleyen muazzam bir aynadır.

​İnsanlık, yüzyıllar boyunca toplumsal bağlarını güven, sadakat ve samimiyet üzerine inşa etti. Ancak modernleşme ve ardından gelen vahşi kapitalizm, insan ilişkilerini birer "fayda-maliyet" analizi haline getirdi. Tıpkı hikayedeki bencil dost gibi; modern insan da artık karşısındakinin "nesi kaldığına" bakıyor. Çıkar bittiğinde ortaklıklar bozuluyor, dostluklar rüzgârın yön değiştirmesiyle savrulup gidiyor. Bugün geldiğimiz noktada insan; elindeki dille, akılla ve diplomasiyle en büyük ihanetleri meşrulaştırabiliyor. Güneşli günde yanımızda bir gölge gibi yürüyenler, hayatımızın üzerine ilk bulut çöktüğünde arkalarına bakmadan uzaklaşıyorlar. Esas ürkütücü olan ise, bu bireyselleşme ve yabancılaşmanın bizi götürdüğü gelecek noktasıdır.

​Teknolojinin, yapay zekanın ve dijital ağların zirveye ulaştığı bir geleceğe doğru hızla ilerliyoruz. Herkesin binlerce "dijital arkadaşa", yüzlerce "takipçiye" sahip olduğu bir çağdayız. Ancak ekranlar büyüdükçe, gönül bağları daralıyor. Gelecekte insanlık, belki de her zamankinden daha konforlu ama bir o kadar da yalnız olacak. Eğer bugünden vefa, dürüstlük ve karşılıksız sevgi gibi değerleri koruyamazsak; geleceğin insanı, düştüğü o metaforik çukurlarda elinde akıllı telefonlarla yapayalnız kalacak. Karşısındaki insana sırtını dönen, sadece kendi konforunu düşünen bir insanlık, teknolojide ne kadar yükseğe çıkarsa çıksın, ahlaken o kadar derin bir uçuruma yuvarlanacaktır.

​Hikâyenin en can alıcı yeri, esnafın kurtulduktan sonra haine söylediği o sözlerdir: "Ben insanı dosta sığınır sanırdım. Meğer gerçek dost, zor günde arkasını dönen değil, feryadını duyup yardıma koşanmış." Geleceğimizi kurtarmanın tek yolu, bu dilsiz küheylanın gösterdiği fıtri sadakate yeniden dönmektir. Çıkarların ötesinde, acıyı paylaşmayı bilen, dostunun feryadına sessiz kalmayan bir anlayışı yeniden canlandırmak zorundayız. Çünkü insanı insan yapan, ne kadar zengin olduğu ya da ne kadar gelişmiş teknolojilere hükmettiği değil; zor günde kimin kapısını açtığı, kimin feryadına koştuğudur. Unutmayalım ki; sahte dostlar sadece güneşli günlerin yoldaşıdır.

Hayat yolculuğunda hava karardığında yanınızda kalacak, sizi o derin çukurlardan çıkaracak gerçek değerlerin ve dostların kıymetini bilmek dileğiyle...


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü PORTAKAL

Şükrü PORTAKAL YAZAR