SAHNE KAPANMAZ, DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR
Bazı günler vardır; insanın iç dünyasında fırtınalar kopar, ama hayatın ve sorumluluk-ların akışı devam eder. Bazı görevler vardır ki şahsi acıların, sevinçlerin ve hayatın bütün iniş çıkışlarının üzerinde bir sorumluluk bilinci gerektirir. Devlet yönetiminde bunun adı bellidir: Devlette devamlılık
Bazı günler vardır; insanın iç dünyasında fırtınalar kopar, ama hayatın ve sorumluluk-ların akışı devam eder. Bazı görevler vardır ki şahsi acıların, sevinçlerin ve hayatın bütün iniş çıkışlarının üzerinde bir sorumluluk bilinci gerektirir.
Devlet yönetiminde bunun adı bellidir: Devlette devamlılık esastır.
Dün, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, kız kardeşi Serpil Bahçeli'yi kaybetmenin acısını yaşadı. Osmaniye'de son yolculuğuna uğurlanan merhumeye dualar edilirken, Bahçeli bugün Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde partisinin grup toplantısına çıktı ve kürsüdeki yerini aldı.
İşte üzerinde düşünülmesi gereken nokta tam da burasıdır.
Bir insanın kardeş acısını tarif etmek kolay değildir. Siyasetçi olmak, lider olmak, yıllarca devlet ve millet meseleleriyle meşgul olmak, insan olmanın getirdiği duyguları ortadan kaldırmaz. Makamlar insanın acısını silmez, sorumluluklar gözyaşını yok etmez.
Lider olmak, acı çekmemek değildir. Liderlik, insan olmanın bütün duygularını taşırken üstlenilen sorumluluğun da farkında olmaktır.
Türk devlet geleneğinde makamlar şahıslardan, devletin bekası günlük hadiselerden büyüktür. Çünkü devlet, kişilerle var olmaz; kişiler devletin devamlılığı içinde görev üstlenir. Kişiler değişir, görevler devredilir, hayatlar sona erer; ancak devletin kurumları ve sorumlu-lukları devam eder.
Sanat dünyasında kullanılan güzel bir söz vardır: “Sahne kapanmaz.”
Oyuncular değişir, roller değişir, perde iner ve yeniden açılır. Bir sanatçı sahneye çıktığında kendi hayatının bütün yükünü değil, üstlendiği rolün sorumluluğunu da taşır. Çünkü seyircinin beklediği bir oyun, tamamlanması gereken bir eser vardır.
Devlet yönetimi elbette bir tiyatro sahnesi değildir. Fakat bu benzetmenin anlatmak istediği bir gerçek vardır: Sorumluluk makamında bulunanlar, şahsi hayatlarının ötesinde bir kurumsal devamlılığın da temsilcisidir.
Bahçeli'nin bugün TBMM kürsüsüne çıkması, bu yönüyle yalnızca bir grup toplantısına katılmak olarak değerlendirilmemelidir. Dün ailesinin acısını yaşayan bir insanın, bugün kendisini bekleyen siyasi sorumluluğun başında bulunmasıdır.
Burada asıl mesele, acıyı yok saymak değil; acının varlığına rağmen sorumluluğun bilincinde olmaktır.
Tarih boyunca devletler yalnızca güçlü ordularıyla, ekonomik imkânlarıyla veya siyasi kararlarıyla ayakta kalmadı. Kurumlarının sürekliliği, geleneklerinin korunması ve görev bilincinin şahısların üzerinde tutulması da devlet olmanın temel şartlarından biri oldu.
Çünkü devlet, bir kişinin hayatına sığmayacak kadar büyük; bir kişinin yokluğuyla sona ermeyecek kadar köklü bir yapıdır.
Devlette devamlılık esastır. Sahne kapanmaz.
Perde kapanabilir, oyuncular değişebilir, hayat herkese kendi imtihanını yaşatabilir. Ama devletin sorumluluğu beklemez. Çünkü devlet, dün olduğu gibi bugün de yarın da milletin ortak çatısıdır.
Ve unutulmamalıdır ki milletin hikâyesi, bir kişinin hayatından daha uzun sürer.
Bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli'ye, kıymetli kız kardeşi Serpil Bahçeli'nin vefatı dolayısıyla başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Merhumeye Cenab-ı Allah'tan rahmet; Sayın Bahçeli'ye, ailesine ve bütün yakınlarına sabır ve metanet diliyorum.
Mekânı cennet olsun.