UZUN İNCE BİR YOLDAYIZ

Devletin Şifreleri “Uzun ince bir yoldayım…” Âşık Veysel’in bu sözü, yalnızca bir insanın hayat yolculuğunu anlatmıyor. Bazen bir milletin hikâyesini de anlatıyor. Çünkü millet olmak, uzun bir yolculuktur. Bir nesil yürür, başka bir nesil devralır. Kimi zaman savaşlardan geçilir, kimi zaman yoklukta

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Devletin Şifreleri

“Uzun ince bir yoldayım…”

Âşık Veysel’in bu sözü, yalnızca bir insanın hayat yolculuğunu anlatmıyor.

Bazen bir milletin hikâyesini de anlatıyor.

Çünkü millet olmak, uzun bir yolculuktur.

Bir nesil yürür, başka bir nesil devralır.

Kimi zaman savaşlardan geçilir, kimi zaman yokluktan…

Kimi zaman devlet yıkılır, yeniden kurulur.

Ama yol bitmez.

Çünkü milletin yürüyüşü, bir kişinin ömründen daha uzundur.

İşte Türk devlet tarihine biraz da buradan bakmak gerekir.

“Gidiyorum gündüz gece…”

Bu iki kelimede bile büyük bir sır var.

Durmamak…

Beklememek…

Devam etmek…

Türk devlet geleneğinin en dikkat çekici taraflarından biri de budur.

Devlet yalnızca bugünü kurtarmak için kurulmaz.

Yarını kurmak için vardır.

Bugünün yöneticisi geçicidir.

Bugünün makamı geçicidir.

Ama devlet fikri, nesiller arasında taşınan bir emanettir.

Bu nedenle devlet aklı, günübirlik öfkelerle değil, uzun zaman hesabıyla düşünür.

Peki Türk devletinin şifreleri nelerdir?

Bence ilk şifre:

Töre.

Töreyi yalnızca eski zamanların kuralları olarak görmek eksik olur.

Töre, düzen fikridir.

Hak ile haksızı birbirinden ayırma iradesidir.

Devletin gücünün de bir sınırı olduğunu hatırlatan anlayıştır.

İkinci şifre:

Adalet.

Çünkü güçlü devlet sadece güçlü olanın yanında duran devlet değildir.

Adalet, devletin vatandaşına verdiği güven duygusudur.

Bir insan hakkını arayabileceğine inanıyorsa, devletin varlığını hayatında hisseder.

Üçüncü şifre:

Emanet.

Makam emanet.

Yetki emanet.

Devlet emanet.

Milletin verdiği sorumluluk, kişisel mülk değildir.

Bugün o makamda olan, yarın o makamda olmayabilir.

Fakat bıraktığı iz, kendisinden sonra gelenlerin önünde durur.

Bu yüzden devlet yönetmek, yalnızca karar vermek değildir.

Sonucunu gelecek nesillerin taşıyacağı kararları verebilmektir.

Dördüncü şifre:

Liyakat.

Çünkü devletin taşıyıcı kolonları yalnızca binalar değildir.

İnsandır.

İşinin ehli insan…

Sorumluluk sahibi insan…

Devletin ve milletin hakkını kendi çıkarının önünde tutabilen insan…

Devlet aklı, kişilere değil kurallara ve kurumlara dayanabildiği ölçüde kalıcılaşır.

Ve belki en önemli şifre:

Devlet ile millet arasındaki bağ.

Devlet millete rağmen değil, milletle birlikte yaşar.

Milletin hafızası devletin hafızasına dönüşür.

Türk tarihinin farklı dönemlerinde devletlerin şekli değişti.

Hanlıklar, kağanlıklar, imparatorluklar, cumhuriyet…

Fakat değişmeyen bir arayış vardı:

Düzeni korumak, güvenliği sağlamak ve gelecek nesle bir devlet bırakmak.

İşte uzun ince yol burada yeniden karşımıza çıkıyor.

Âşık Veysel'in türküsünü dinlerken insan önce kendi hayatını düşünür.

Sonra ailesini…

Sonra memleketini…

Sonra geçmişini…

Bir bakarsın ki o uzun yol, yalnızca senin yolun olmaktan çıkmış.

Bir milletin yolu olmuş.

Dedeler yürümüş.

Babalar yürümüş.

Biz yürüyoruz.

Çocuklarımız yürüyecek.

Belki yolun nereye vardığını her zaman bilemeyeceğiz.

Ama yolun üzerinde hangi değerleri taşıdığımızı bilmek zorundayız.

Töreyi…

Adaleti…

Emaneti…

Liyakati…

Ve milleti…

Çünkü devletin şifresi, yalnızca devletin gücünde değil; o gücün hangi değerler için kullanıldığında saklıdır.

Âşık Veysel'in sazından yükselen o sade cümle, bugün bize başka bir şey daha söylüyor:

Yol uzun.

Gece gündüz yürümek gerekiyor.

Ama mesele sadece yürümek değil.

Doğru istikamette yürümek.

Çünkü devlet dediğimiz şey, geçmişten bize kalan bir miras kadar, gelecek nesillere bırakacağımız bir emanettir.

Ve biz hâlâ o uzun ince yoldayız…

Yazarın diğer yazıları