Şükrü PORTAKAL YAZAR
DÜNYA YANARKEN, BİZ NEREYE BAKIYORUZ?
Şükrü PORTAKAL
10/24/1923
Sevgili
Okurlarım; Dünya yeni bir kırılma döneminden geçiyor.
Bir
tarafta Amerika Birleşik Devletleri, diğer tarafta İsrail, İran ve Lübnan
hattında büyüyen gerilim...
Füzeler
gökyüzünü yararken, petrol yolları tehdit altına girerken, milyonlarca insan
savaşın gölgesinde yaşam mücadelesi verirken; aslında sadece Ortadoğu değil,
bütün dünya yeni bir güç mücadelesinin içine sürükleniyor. Bugün mesele
yalnızca İran'ın nükleer programı değildir. Mesele yalnızca İsrail'in güvenliği
de değildir.
Mesele;
enerji yollarını, ticaret koridorlarını, küresel nüfuz alanlarını ve geleceğin
dünya düzenini kimin belirleyeceğidir.
Son
günlerde ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden yükselirken, Lübnan'daki
Hizbullah üzerinden verilen mesajlar bölgesel savaş ihtimalinin tamamen ortadan
kalkmadığını gösteriyor. Washington yönetimi İran'ın bölgedeki etkisini
sınırlandırmaya çalışırken, Tahran ise geri adım atmamakta kararlı görünüyor.
Peki
Türkiye bu tablonun neresinde?
Asıl
sorulması gereken soru budur.
Çünkü
tarih bize göstermiştir ki Türk Milleti hiçbir zaman dünyadan kopuk
yaşamamıştır.
Orhun
Yazıtlarında Bilge Kağan:
"Üstte mavi gök çökmedikçe,
altta yağız yer delinmedikçe Türk milleti ilini ve töresini kim
bozabilir?" derken yalnızca bir
devlet anlayışını değil, aynı zamanda dünyayı okuyabilen bir siyasi aklı tarif
ediyordu.
Gazi
Mustafa Kemal Atatürk ‘’ Yurt ’ta Barış,
Cihanda Barış’’ derken aynı siyasi akılla konuşuyordu.
Bugün
Türkiye'deki siyasi partilere baktığımızda ise farklı dünya tasavvurları
görüyoruz.
İktidar
cephesi Türkiye'nin bölgesel güç olarak bağımsız hareket etmesi gerektiğini
savunurken, Batı ile ilişkileri tamamen koparmadan çok yönlü bir dış politika
yürütmeye çalışıyor.
Milliyetçi
hareket ise uzun süredir milli birlik ve devlet merkezli bir bakış açısıyla
Türkiye'nin çevresindeki kuşatmaya dikkat çekiyor. Özellikle ABD'nin İran
üzerindeki baskılarının bölgesel istikrarsızlığı artırabileceği yönündeki
değerlendirmeler dikkat çekiyor.
Ana
muhalefet ise daha çok demokrasi, hukuk ve Batı ile ilişkilerin yeniden
güçlendirilmesi ekseninde bir dış politika yaklaşımını öne çıkarıyor.
Diğer
siyasi partiler de kendi ideolojik pencerelerinden dünyayı yorumluyorlar. Ancak
burada ortak bir eksiklik göze çarpıyor.
Siyasi rekabet çoğu zaman iç politikaya sıkışıyor. Oysa dünya artık eski
dünya değil.
Washington'da
alınan bir karar Konya'daki çiftçinin mazot fiyatını etkiliyor.
Hürmüz
Boğazı'ndaki bir kriz Türkiye'deki sanayicinin maliyetlerini artırıyor.
Lübnan'da
atılan bir füze Avrupa'daki enerji piyasalarını sarsıyor.
Yani
dünya siyaseti artık uzakta yaşanan bir hikâye değildir.
Tam
tersine soframızdaki ekmeğin, cebimizdeki paranın ve çocuklarımızın geleceğinin
bir parçasıdır.
İşte
bu nedenle Türkiye'nin bütün siyasi partileri günü kurtaran tartışmaların
ötesine geçmek zorundadır. Çünkü tarih, büyük devletlerin iç çekişmelerle değil,
ortak akılla yükseldiğini göstermektedir.
Kur'an-ı
Kerim'de şöyle buyurulur:
"Bir topluluk kendisinde olanı
değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd Suresi, 11)
Bugün
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey de budur.
Kısır
kavgalar değil, stratejik akıldır.
Sloganlar
değil, devlet ufkudur.
Çünkü
dünya yeniden şekilleniyor.
Ve
bu yeni düzende Türkiye oyunun kurallarını yazan ülkeler arasında yer alacak ya
da başkalarının yazdığı kurallara uymak zorunda kalacaktır.
Tercih
milletindir.
Tercih
siyasetindir.
Tercih
geleceğindir.
Tercih
Türk Devlet Geleneğinindir.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP