İÇ CEPHE ZAYIFLARSA

Dışarıdaki Güç De Eksilir Bir devletin sınırları dışarıda başlar ama gücü içeride oluşur. Türkiye'nin bulunduğu coğrafya bize çok önemli bir gerçeği yıllardır anlatıyor: Dışarıda güçlü olmak istiyorsan, içeride sağlam duracaksın. Çünkü Türkiye sıradan bir coğrafyanın ülkesi değildir. Balkanlar'ın, K

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Dışarıdaki Güç De Eksilir

Bir devletin sınırları dışarıda başlar ama gücü içeride oluşur.

Türkiye'nin bulunduğu coğrafya bize çok önemli bir gerçeği yıllardır anlatıyor:

Dışarıda güçlü olmak istiyorsan, içeride sağlam duracaksın.

Çünkü Türkiye sıradan bir coğrafyanın ülkesi değildir.

Balkanlar'ın, Kafkaslar'ın, Orta Doğu'nun ve Akdeniz'in kesişme noktasındadır.

Enerji yollarının, ticaret güzergâhlarının ve büyük güç mücadelelerinin tam ortasındadır.

Böyle bir coğrafyada devlet olmak yetmez.

Güçlü devlet olmak gerekir.

Ama güçlü devlet yalnızca güçlü ordu demek değildir.

Güçlü devlet;

Ekonomisiyle,

Hukukuyla,

Diplomasisiyle,

Eğitimiyle,

Üretimiyle,

Kurumlarıyla

Ve en önemlisi milletinin birbirine duyduğu güvenle güçlüdür.

İÇ CEPHE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Tarih bize gösteriyor ki büyük devletler yalnızca dışarıdan gelen saldırılarla yıkılmaz.

Bazen asıl tehlike içeride başlayan ayrışmadır.

Millet birbirine güvenmezse...

Kurumlara güven azalırsa...

Ekonomik sıkıntılar toplumsal umutsuzluğa dönüşürse...

Siyaset, ülkenin ortak meselelerini çözmek yerine sürekli bir kavga alanına dönüşürse...

İşte o zaman dışarıdaki aktörlerin Türkiye üzerindeki hesapları kolaylaşır.

İçeride çatlak varsa, dışarıdan gelen basınç o çatlağı büyütür.

Devlet aklı bunu görür.

Bu nedenle Terörsüz Türkiye meselesini yalnızca terör örgütünün silah bırakması olarak okumak eksik olur.

Asıl hedef;

Türkiye'nin iç huzurunu, milli bütünlüğünü ve devlet kapasitesini güçlendirmektir.

BİRLİK, AYNI DÜŞÜNMEK DEĞİLDİR

Burada çok önemli bir ayrım var.

Milli birlik, herkesin aynı siyasi görüşe sahip olması değildir.

Aynı partiye oy vermek değildir.

Aynı hayatı yaşamak hiç değildir.

Demokratik toplumlarda farklılıklar olacaktır.

Farklı düşüneceğiz.

Farklı siyaset anlayışlarına sahip olacağız.

Hatta zaman zaman birbirimizi sert biçimde eleştireceğiz.

Bunda sorun yok.

Sorun, farklılıklarımızı Türkiye'nin ortak geleceğinin önüne koyduğumuz zaman başlıyor.

Bir Türk, bir Kürt, bir Arap, bir Çerkes, bir Laz, bir Boşnak...

Hepimiz farklı köklerden gelebiliriz.

Ama hepimizin ortak bir çatısı vardır:

Türkiye Cumhuriyeti.

İşte devlet aklı, bu ortak çatıyı büyütür.

Kimseyi kimliğinden vazgeçirmeden...

Kimseyi ötekileştirmeden...

Ama herkesi ortak bir gelecek fikrinde buluşturarak.

SİYASETİN DE BİR SINIRI OLMALI

Siyasi rekabet demokrasinin gereğidir.

İktidar eleştirilecek.

Muhalefet eleştirecek.

Hükümet hesap verecek.

Muhalefet alternatif üretecek.

Bunlar demokrasinin olmazsa olmazlarıdır.

Fakat devletin güvenliği, milletin bütünlüğü ve ülkenin geleceği söz konusu olduğunda başka bir anlayış gerekir.

Siyaset kazanmak için Türkiye kaybetmemelidir.

Bu cümleyi herkesin aklına yazması gerekiyor.

Çünkü sandık gelir.

Sandık gider.

İktidarlar değişir.

Partiler değişir.

Liderler değişir.

Ama Türkiye kalır.

EKONOMİ DE İÇ CEPHENİN PARÇASIDIR

İç cepheyi yalnızca güvenlik üzerinden değerlendirmek de büyük hata olur.

Vatandaşın sofrasındaki huzur da devlet güvenliğinin bir parçasıdır.

Gençlerin geleceğe umutla bakması da...

Esnafın yarını görebilmesi de...

Üreticinin ürettiğinden karşılık alması da...

Çalışanın emeğinin karşılığını alması da...

Adalete güvenilmesi de...

İç cephe dediğimiz şey aslında milletin devletiyle kurduğu güven ilişkisidir.

Devlet vatandaşına güven verecek.

Vatandaş da devletinin kendisini koruduğuna inanacak.

İşte o zaman güçlü bir Türkiye ortaya çıkar.

DIŞARIDA MASA KURABİLMEK İÇERİDEKİ GÜÇLE MÜMKÜNDÜR

Bugün Türkiye'nin bölgesinde daha etkin bir aktör olmasını istiyorsak, önce kendi iç dengelerimizi sağlamlaştırmak zorundayız.

Çünkü diplomaside eliniz ne kadar güçlü olursa olsun, arkanızda ekonomik ve toplumsal güç yoksa o el bir süre sonra zayıflar.

Ordunuz güçlü olacak.

Ekonominiz güçlü olacak.

Diplomasiniz güçlü olacak.

Ama bunların üzerinde bir başka güç daha olacak:

Milletin ortak iradesi.

İşte devlet aklının gerçek anlamı budur.

TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK GÜCÜ

Biz bazen Türkiye'nin gücünü sadece tankta, uçakta, gemide arıyoruz.

Oysa Türkiye'nin en büyük gücü milletinin ortak iradesidir.

Çanakkale'de de buydu.

İstiklal Harbi'nde de buydu.

15 Temmuz'da da buydu.

Bugün de Türkiye'nin ihtiyacı olan budur.

Birbirimizi tüketmek değil...

Birbirimizi tamamlamak.

Türkiye'nin enerjisini iç kavgalara değil, geleceğe harcamak.

Çünkü önümüzde çok büyük bir dünya var.

Ve o dünyada güçlü ülkeler kendi aralarında yarışırken, zayıf ülkeler başkalarının hesaplarına konu oluyor.

Türkiye başkalarının hesabında yer alan değil, kendi hesabını yapan ülke olmak zorundadır.

SON SÖZ

Devlet aklı, sadece bugünün sorunlarını çözmek değildir.

Yarının sorunlarını bugünden görmektir.

Terörsüz Türkiye bunun bir ayağıdır.

Güçlü hukuk düzeni bunun bir ayağıdır.

Ekonomik bağımsızlık bunun bir ayağıdır.

Milli birlik bunun bir ayağıdır.

Ve bütün bunların üzerinde güçlü bir devlet iradesi vardır.

Çünkü;

İçeride huzur yoksa dışarıda güç yoktur.

İçeride güven yoksa dışarıda itibar eksilir.

İç cephe sağlam değilse, en güçlü kale bile savunmasız kalır.

Türkiye'nin önündeki mesele yalnızca bugünü kurtarmak değildir.

Türkiye'nin yarınını güvence altına almaktır.

Ve devlet aklı tam da burada devreye girer:

Güçlü devlet, güçlü millet, güçlü Türkiye.

Yarın: “Türk Devlet Aklı: Dün de Vardı, Bugün de Var, Yarın da Olacak.”

Yazarın diğer yazıları