Ömer KARA YAZAR
İMAJ ÇİZİLİNCE ABİLİK TIRT...
Ömer KARA
2026-06-02
Bazı yazılar vardır, sadece bir eleştiri değildir. Bir
şehrin hafızasına, kurumların işleyişine, insanların makamlarla kurduğu
ilişkiye dair satır aralarına gizlenmiş bir yüzleşmedir. Özellikle oda,
sendika, dernek, vakıf ve benzeri yapılarda yıllardır konuşulan ama çoğu zaman
yüksek sesle dile getirilemeyen meselelerden biri de tam olarak budur: Koltuğa
oturanın kalkmak istememesi…
Önceki yazımıza gelen mesajlar,
e-postalar, sosyal medyada yorumları
ve bizzat arayanlar gösteriyor ki herkes aynı fikirde. Hemen her alanda uzun
yıllar süren koltuk işgallerinden rahatsız. Ancak bunu açıkça ifade edemiyor.
Kimi siyasi dengelerden çekiniyor, kimi ticari ilişkilerden, kimi mevcut
makamını kaybetme korkusundan susmayı tercih ediyor.
Bu mesele üzerine telefonla arayanlardan biride geçmişte üst düzey yönetici ve
şimdilerde kendi işleriyle meşgul bir dostum ve dikkat çekici değerlendirmeleri.
Şehrin yönetimde belirleyici olan MÜSİAD var, ilgili STK’lara aday belirleme
süreçlerinde etkili olduğunu belirtti, STK’lara aday olan insanlardan “iki
dönem” sözü alındığını ifade etti.
İlk döneminde başkan olan kişi, “Benim burada ne işim var”
düşüncesiyle hareket ediyor.
İkinci döneminde makamın sağladığı çevreye, itibara ve güce alışılıyor,
“Başkanlıkta fena gitmiyorum” düşüncesi hâkim oluyor.
Üçüncü döneminde ise artık koltuğu bırakmak zorlaşıyor. Bu kez iç ses devreye
giriyor:
“Benden daha iyi yapacak olan mı var?” fikri ağır basıyor.
İşte tam bu noktada makam hizmet alanı olmaktan çıkıp
kişisel aidiyete dönüşüyor. Sonrasında ise koltuktan ayrılmamak için yeni
yollar aranıyor. Kimi zaman seçimlerle, kimi zaman kavgayla, kimi zaman sert
mücadelelerle makam değişimleri yaşanıyor.
Geçmişe dönüp şöyle baktığımızda bunun birçok örneği
görülüyor.
Konya Ticaret Odası’nda Rahmetli Rahim Özkaymak’ın görevden gitme
süreci…
Yerine bin bir hevesle getirilen Hüseyin Üzülmez’in makamını zamanında
bırakmaması, yaşadığı tartışmalı dönem…
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nde Bekir Duvarcı’nın uzun yıllar süren
başkanlığı ve makamını bırakmama ısrarı ve sonrası yaşananlar…
Konya Şeker’de Seyit Koyuncu’nun gidişi, yerine Recep Konuk’un getirilişi,
yaşanan süreç ve ardından benzer akıbetle gidiş…
Mehir Vakfı’da durumlar daha da farklı!
Mustafa Özdemir Başkan kurulduğu günden bugüne (Nuh Tufanından beri), her türlü
baskıya, her türlü dayağa, yangına, sele dayanıklı...
Siyasette attığı deparla her daim bir adım önde olmuştur Mustafa Özdemir Başkan.
Makamını yüzyıllar boyunca koruyacak azim ve kararlılıkta!
Kısaca ifade etmek gerekirse hepsinin ortak noktası aynı:
Makamların gönüllü şekilde devredilmemesi.
Oysa zamanında bırakılan makam, insanı küçültmez; aksine
büyütür. Görevi kendi iradesiyle devreden insanlar şehir hafızasında “eski
başkan” değil, “abi”, “akil adam”, “kanaat önderi” olarak kalır. Ancak koltuğa yapışıp
kalma hastalığı imajı yıpratıyor. Yazının en çarpıcı cümlesi de tam burada
ortaya çıkıyor:
“İmaj çizilince abilik tırt”
Aslında bu durum sadece odalarda ya da büyük kurumlarda
yaşanmıyor. Basın camiasında da benzer örnekler bulunuyor. Bir oyla
kaybettiğimiz benim de hasbel kader içinde yer almak zorunda kaldığım
entrikalı, rüşvetli, tehditli Konya Gazeteciler Cemiyeti seçimleri, ardından
kurulan Konya Basın Konseyi süreci ve “her başkan bir dönem görev yapar”
anlayışıyla oluşturulan yapı; başlangıçta farklı bir model ortaya koymuştu.
Ancak zaman içerisinde burada da benzer tablo oluştu.
Dernek tüzüğüne koyarak her başkan
bir dönem başkanlık yapar demiştik.
Benim 1 dönem Başkanlığım sorası
Yeni Meram Gazetesi Ahmet Bahçivan Başkan oldu. O dönemde hatırlıyorum Konya
Basın camiasının yüzde yetmişi Basın Konseyindeydi. Gazeteciler cemiyetinde ise
birkaç basın kuruluşu ve tabelacılar, büfeciler, reklamcılar üyeydi. Ahmet
Bahçiva’nın bir yıllık başkanlığı sonrası, KONTV Mustafa Tatlısu başkan oldu,
1-2-3. dönem ve zorunlu devir, Hakimiyet Gazetesi Yusuf Gürbüz başkan oldu,
benim bu şehirden uzaklaştığım bir zaman dilimi olduğu için Gürbüz döneminde çok
da ilgimiz olmadı konseyle.
Sorası mı?
Yusuf Gürbüz birkaç dönem başkanlık yapmış ve Basın
Konseyini malvarlığı ile birlikte Gazeteciler cemiyetine ilhak ettirmiş. (Basın
Konseyi’nin malzemeleri bugün alınacak olsa en az üç milyon lira)
Yusuf Abi Basın Konseyi’ni Gazeteciler Cemiyetine ilhak ettiren Başkan olarak
tarihe geçmiş oldu!
Çünkü mesele sadece sistem değil, insan psikolojisi…
Makam bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyor. İnsan
çevresindeki ilgiyi, itibarı, gücü kaybetmek istemiyor. Bu nedenle koltuk artık
hizmet aracı değil, işgal edilmesi gereken bir alan haline geliyor.
Halbuki kurumları güçlü yapan şey, aynı isimlerin yıllarca makamda
oturması değil; yeni insanların önünün açılmasıdır. Görev değiştikçe kurum
yenilenir, şehir nefes alır, fikir çeşitliliği oluşur.
Belki de en önemli soru şudur:
Geçmişte makamını kendi isteğiyle, gönül rahatlığıyla bırakıp şehirde
ağırlığını koruyabilen kaç kişi var?
Çünkü herkes başkan olabilir…
Ama herkes makamdan indikten sonra “abi” kalamaz.
Kalın sağlıcakla...
Not: Sonraki sohbetimizde makam sahiplerinin yerlerini
kardeşlerine, çocuklarına, eşlerine nasıl bıraktığından, yerlerine onları
getirme mücadelelerinden yani hanedanlık meselesinden bahsedeceğiz.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP