Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar YAZAR
Okullarda Tuvalet Yoktu
Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar
2026-05-06
Sevgili okurlarım, eğitimci birisi olarak Milli Eğitim
Bakanı Sn. Yusuf Tekin’in, “Bizden önce okullarda tuvalet yoktu.”
Açıklamasını bir talihsizlik olarak görüyorum. Bu beyan asla ve asla bir
cehalet işi olamaz, olsa olsa bir tarikat ve cemaat kafası açıklaması olur ki
bu tür açıklamalar, Sn. Erdoğan’ı da çok zor durumlara düşürür ve
eleştirilmesine neden olur.
Ben
1952 yılında Konya Ereğli’nin Dumlupınar İlkokulu’nda eğitim hayatıma başladım.
Okulumuzda Kız, erkek tuvaletlerinin yanında bay bayan öğretmen tuvaletleri
de vardı.
Ayrıca
meslek hayatım boyunca çalıştığım bütün ilkokullarda da Kız-Erkek tuvaletleri
olduğu gibi bay-bayan öğretmen tuvaletleri de vardı ayrı ayrı.
Okullarda
kadrolu müstahdemler vardı. Öğrencileri tanıyan, öğrencilerinde onları
tanıdığı.
Günümüz
okullarında, tuvaletler var ama, tuvaletleri temizleyecek hademeler maalesef
yok.
Sn.
Kadem Özbay’ın (Eğitim-İş genel Başkanı) açıklamalarına göre:
Türkiye’de
altmış bin okula karşın sadece 18 bin temizlik görevlisi varmış.
Yani
her okula bir tane bile düşmüyor. Üç okula bir temizlikçi.
Onun da
hilesi var.
Bu
temizlikçiler, altı aylığına geçici EYT’lilerden oluşuyormuş. Sözleşme hakları
yok, tazminat hakları yok, altı aylığına geçici bir istihdam.
Okullarınız
kokuyor, okullarda temizlik maddeleri yokmuş Sn. Bakan, siz neyin derdindesiniz
Tanrı aşkına?
Gerçi
sizden önce hiçbir şey yoktu ya! Toplu iğne yoktu, evlerde fırın, buzdolabı
yoktu, Türkiye’de traktör yoktu, okullarda tuvalet yoktu, köylerde cami yoktu. Sizin
sihirli (!) dokunuşunuzla her şey bir den oluverdi:
**********
TV’lerde
seyrediyorum.
Anneler
çocuklarının beslenme çantalarına, beslenme koyamadıklarından dertleniyorlar.
Bir anne “ağlatmayın ben, kızım ‘anne arkadaşım çok şey getiriyor, ben
ona bakıyorum’ dedikçe, anne olduğumdan utanıyorum” dedi.
Bir
başka anne, “Okullarda bir öğün yemek, sosyalleşme demektir. Aç
karınların guruldamaması demektir, komşusu aç yatarken tok yatmamaktır,
eşitliktir, adalettir.” Demekte.
Sn.
Erdoğan, seçim öncesi “inşallah beş milyon yavrumuza okul yemeği yedireceğiz”
anlamında bir söz vermişti. Okullarda neredeyse dört buçuk milyon öğrenciye bir
vakit yemek yedirilirken; “Öğrenciler yemekleri yemiyor” ve “Tasarruf
tedbirleri” gerekçesiyle bu uygulamadan vaz geçilmesi; sosyal devlet
anlayışınıza ne kadar uygun?
Koskoca
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Zenginler ligine geçiş yaptık”
söylemlerinize “GSMH’mız kişi başı 18 bin Dolar’a erişti” beyanlarınıza,
“Suriyeli kardeşlerimize 40 milyar Dolar harcadık, gerekirse bir 40
milyar Dolar daha harcarız” cömertliğinize karşın; beş milyon vatan
evladına bir öğün yemek vermek devlete, nasıl bir yük olabiliyor?
Söylemleriniz
mi doğru, yapamadıklarınız mı?
Bu
ülke insanının sağlığını bozmayınız, bozulan sağlığın tedavisi, doğru ve
dengeli beslenmekten daha pahalıdır unutmayınız.
İran/İsrail-ABD
savaşını hep birlikte yaşıyoruz.
Bu
savaşta kullanılan teknolojiyi, aç mideli beyinler değil, proteinle beslenen
beyinler geliştirmiştir. Onun için çocuklarımızı, sağlıklı okullarda ve
proteinle besleyerek yetiştirelim.
Tasarrufu,
teminatlı-garantili yap-işlet-devret projelerinden yapalım.
Çünkü
çağ, “Kabe’de hacılar hu der Allah!” mantığıyla değil; akıllı, bilinçli,
düşünen, eleştiren, baskılanmayan beyinlerle yakalanır ve geliştirilir.
Esen
kalınız.
NOT: Üyesi olmakla gurur duyduğum Türk-Eğitim-Sen’den de bu konularda korkusuzca açıklamalar bekliyorum.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP