TÜRK DEVLET AKLI DÜN DE VARDI

Türk Devlet Aklı Dün De Vardı, Bugün De Var, Yarın Da Olacak Devletler bazen sessiz kalır. Bazen bekler. Bazen geri adım atıyor gibi görünür. Ama devlet aklı, hiçbir zaman günübirlik hareket etmez. Bu beş günlük yazı dizisine başlarken “Devlet aklı, siyaset günlük yaşar” demiştik. Ardından Terörsüz

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Türk Devlet Aklı Dün De Vardı, Bugün De Var, Yarın Da Olacak

Devletler bazen sessiz kalır.
Bazen bekler.
Bazen geri adım atıyor gibi görünür.
Ama devlet aklı, hiçbir zaman günübirlik hareket etmez.

Bu beş günlük yazı dizisine başlarken “Devlet aklı, siyaset günlük yaşar” demiştik.

Ardından Terörsüz Türkiye'yi konuştuk.

Yeni anayasa tartışmasını ele aldık.

İç cephenin neden güçlü tutulması gerektiğini anlattık.

Bugün ise bütün bu başlıkların üzerinde duran asıl meseleyi konuşacağız:

Türk devlet aklı.

DEVLETİN HAFIZASI VARDIR

Türk devlet geleneği, sadece Cumhuriyet'le başlayan bir hikâye değildir.

Bu topraklarda devlet kurma, devleti yaşatma ve devleti geleceğe taşıma anlayışının çok daha derin bir tarihi vardır.

Devlet değişir.

Sınırlar değişir.

Yönetimler değişir.

Çağ değişir.

Fakat devletin temel refleksi değişmez:

Milleti yaşatmak, vatanı korumak, bağımsızlığı sürdürmek.

İşte Türk devlet aklının özünde bu vardır.

Bu nedenle bugün attığımız adımları yalnızca bugünün siyasi tartışmalarıyla değerlendirmek büyük bir yanılgıdır.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN ANLAMI

Bugün Türkiye'nin önündeki en önemli başlıklardan biri Terörsüz Türkiye hedefidir.

TBMM'de 467 oyla kabul edilen yasal düzenleme, meselenin artık yalnızca siyasi söylem olmaktan çıkıp kurumsal ve hukuki bir zemine taşındığını gösterdi.

Ama asıl mesele bundan sonra başlıyor.

Çünkü terörün sona ermesi, sadece silahların susması değildir.

Asıl hedef;

Türkiye'nin bir daha aynı sorunlarla karşı karşıya kalmayacağı bir devlet ve toplum düzenini kurabilmektir.

Bunun yolu da bellidir:

Hukuk...

Adalet...

Ekonomik güç...

Eğitim...

Kalkınma...

Toplumsal kardeşlik...

Ve güçlü devlet iradesi.

DEVLET AKLI DUYGULARLA DEĞİL, MİLLİ MENFAATLE HAREKET EDER

Devlet aklı, geçmişi unutmaz.

Şehidini unutmaz.

Gazisini unutmaz.

Milletin yaşadığı acıları unutmaz.

Ama aynı zamanda geleceği de düşünür.

Çünkü devlet yönetmek, yalnızca geçmişin hesabını tutmak değildir.

Geleceğin hesabını da yapmaktır.

İşte bu nedenle Türkiye'nin bugün önündeki süreçte hem güvenliği hem kardeşliği hem de devlet otoritesini aynı anda koruyabilmesi gerekiyor.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un da vurguladığı gibi süreçte devletin temel niteliklerinin korunması konusunda ortak bir irade oluştu.

Bu çok önemli.

Çünkü barış arayışı ile devletin zaafa uğratılması aynı şey değildir.

Kardeşlik ile taviz aynı şey değildir.

Demokrasi ile devlet otoritesinin zayıflatılması aynı şey değildir.

Özgürlük ile bölücülük aynı şey değildir.

Devlet aklı bu ayrımları çok iyi bilir.

TÜRKİYE ARTIK BAŞKALARININ SENARYOSUNU OYNAMAMALI

Bugün dünya değişiyor.

Amerika, Rusya, Çin...

Ortadoğu'daki güç mücadeleleri...

Kafkasya...

Akdeniz...

Enerji yolları...

Yeni ekonomik ve güvenlik blokları...

Türkiye bütün bu gelişmelerin tam ortasında.

Nitekim Ankara'nın hem NATO ilişkilerini sürdürürken hem de Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkileri daha ileri bir noktaya taşıma ihtimalini değerlendirmesi, Türkiye'nin dış politikada hareket alanını genişletme arayışının da göstergesi olarak okunabilir. Erdoğan, bunun NATO ve Batı ile bağlardan kopuş anlamına gelmeyeceğini özellikle vurguladı.

İşte burada devlet aklı yeniden karşımıza çıkıyor.

Türkiye birilerinin yanında olmak zorunda olan değil, kendi çıkarını merkeze koyabilen bir ülke olmalıdır.

Ne Doğu'ya mahkûm...

Ne Batı'ya mahkûm...

Türkiye, Türkiye'ye mecburdur.

BÜYÜK TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ ASIL MESELE

Bizim asıl meselemiz birbirimizle kavga etmek olmamalı.

Türkiye'nin enerjisini iç siyasi çatışmalarda tüketmek yerine geleceğe yöneltmesi gerekiyor.

Gençlerimizin umudu...

Üreticimizin gücü...

Sanayicimizin rekabet kapasitesi...

Çiftçimizin alın teri...

Esnafımızın kazancı...

Hukuka olan güven...

Devlete olan güven...

Bunların tamamı milli gücün parçalarıdır.

Güçlü Türkiye yalnızca güçlü ordudan oluşmaz.

Güçlü ekonomi olmadan güçlü devlet olmaz.

Güçlü hukuk olmadan güçlü ekonomi olmaz.

Güçlü toplumsal dayanışma olmadan güçlü hukuk düzeni kalıcı olmaz.

Ve güçlü millet iradesi olmadan bunların hiçbirinin anlamı olmaz.

DEVLET AKLI, YARINI DÜŞÜNMEKTİR

Beş gündür anlatmaya çalıştığımız meselenin özü aslında budur.

Bugün ne olacak?

Kim kazanacak?

Kim kaybedecek?

Hangi parti yükseldi?

Hangi parti düştü?

Bunlar siyasetin günlük sorularıdır.

Devlet aklının sorusu ise farklıdır:

Türkiye 25 yıl sonra nerede olacak?

50 yıl sonra nasıl bir devlet olacak?

Çocuklarımız nasıl bir ülkede yaşayacak?

İşte asıl mesele budur.

SON SÖZ

Türk devlet aklı;

Malazgirt'te vardı.

Çanakkale'de vardı.

İstiklal Harbi'nde vardı.

Cumhuriyet'in kuruluşunda vardı.

Ve bugün de vardır.

Yarın da olacaktır.

Çünkü devlet aklı bir kişinin, bir partinin veya bir hükümetin malı değildir.

Devlet aklı, Türk milletinin bin yıllık devlet tecrübesinin adıdır.

Bugün bize düşen ise bu mirası günlük siyasi hesaplara kurban etmemektir.

Türkiye'nin önünde büyük fırsatlar var.

Ama büyük fırsatlar, büyük sorumluluklar da getirir.

Terörsüz Türkiye başarıya ulaşacaksa...

İç cephe güçlenecekse...

Yeni anayasa yapılacaksa...

Ekonomi büyüyecekse...

Türkiye bölgesinde daha güçlü bir aktör olacaksa...

Bütün bunların ortak paydası devlet aklı olmalıdır.

Çünkü siyaset değişir.

İktidar değişir.

Muhalefet değişir.

Dünya değişir.

Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milletiyle birlikte yoluna devam eder.

Ve son sözümüz şu olsun:

Günü kurtaranlar unutulur.
Devleti geleceğe taşıyanlar tarih olur.

Türk devlet aklı dün de vardı.
Bugün de var.
Yarın da olacak.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.

Yazarın diğer yazıları