YENİ ANAYASA MI

Yeni Türkiye Dengesi Mi? Devlet aklı, anayasayı günü kurtarmak için değil; gelecek nesillerin devlet düzenini güvence altına almak için düşünür. Türkiye bir süredir yeni anayasa tartışmasını konuşuyor. Ancak meseleyi yalnızca “anayasa değişsin mi, değişmesin mi?” tartışmasına sıkıştırmak, devlet akl

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Yeni Türkiye Dengesi Mi?

Devlet aklı, anayasayı günü kurtarmak için değil; gelecek nesillerin devlet düzenini güvence altına almak için düşünür.

Türkiye bir süredir yeni anayasa tartışmasını konuşuyor.

Ancak meseleyi yalnızca “anayasa değişsin mi, değişmesin mi?” tartışmasına sıkıştırmak, devlet aklının bakış açısını ıskalamaktır.

Çünkü anayasa, sadece maddelerden oluşan bir hukuk metni değildir.

Anayasa, devlet ile millet arasındaki en temel sözleşmedir.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da yeni anayasa tartışmasının günlük siyasi çekişmelerin konusu olmaması gerektiğini, Türkiye'nin iç bütünlüğünü ve anayasal düzenini demokratik unsurlarla güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor.

İşte tam burada devlet aklı devreye giriyor.

MESELE SADECE YENİ BİR METİN YAZMAK DEĞİL

Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı varsa, bu ihtiyaç siyasi hesapların üzerine çıkarılmalıdır.

Çünkü bugün iktidarda olan yarın olmayabilir.

Bugün muhalefette olan yarın iktidara gelebilir.

Siyasi partilerin isimleri değişebilir.

Liderler değişebilir.

Ama devlet kalır.

İşte anayasanın temel meselesi de budur.

Devlet aklı, “Bu madde kimin işine yarar?” diye sormaz.

“Bu düzenleme Türkiye'nin 20, 30, 50 yıl sonraki devlet kapasitesini nasıl etkiler?” diye sorar.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN ARDINDAN...

Burada ikinci gün yazımızla güçlü bir bağ kuruluyor.

Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca silahların susması değildir.

Terörün olmadığı bir Türkiye'nin aynı zamanda hukuk, demokrasi, ekonomi ve toplumsal bütünlük bakımından daha güçlü bir Türkiye olması gerekir.

Bunun için de güvenlik ile özgürlük arasında, devlet otoritesi ile vatandaşın hakları arasında, milli birlik ile demokratik katılım arasında sağlam bir denge kurulmalıdır.

Yeni anayasa tartışmasının asıl değeri burada ortaya çıkar.

Devlet güçlü olacak.

Millet özgür olacak.

Hukuk üstün olacak.

Türkiye'nin üniter yapısı ve egemenliği tartışma konusu yapılmayacak.

Ve bütün bunlar, siyasi iktidarlardan bağımsız bir devlet düzeni içerisinde güvence altına alınacak.

ANAYASA, SİYASİ PARTİLERİN MÜLKÜ DEĞİLDİR

Bence en kritik nokta burasıdır.

Yeni anayasa yapılacaksa, hiçbir siyasi parti “Benim anayasam” diyememelidir.

Çünkü anayasa AK Parti'nin de değildir.

CHP'nin de değildir.

MHP'nin de değildir.

DEM'in de değildir.

İYİ Parti'nin de değildir.

Anayasa Türk milletinindir.

TBMM'nin görevi de bu ortak iradeyi ortaya koyabilecek zemini hazırlamaktır.

Nitekim Meclis Başkanı'nın açıklamalarında da yeni anayasanın katılımcı, çoğulcu ve demokratik bir toplum sözleşmesi olması gerektiği vurgulanıyor.

AMA BİR KIRMIZI ÇİZGİ VAR

Devlet aklı değişimden korkmaz.

Ama devletin omurgasının tartışmaya açılmasına da izin vermez.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı...

Milli egemenlik...

Üniter devlet yapısı...

Milletin bütünlüğü...

Türk devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü...

Bunlar günlük siyasi pazarlıkların konusu olamaz.

Çünkü devlet aklı değişimin sınırlarını da bilir.

Anayasa yenilenebilir.

Devlet mekanizmaları geliştirilebilir.

Demokrasi güçlendirilebilir.

Hukuk sistemi daha etkin hale getirilebilir.

Ama Türkiye Cumhuriyeti'nin temel varlığı ve milli devlet karakteri pazarlık konusu haline getirilemez.

ASIL SINAV BURADA BAŞLIYOR

Türkiye bugün sadece yeni bir anayasa tartışmıyor.

Aslında nasıl bir Türkiye bırakacağımızı tartışıyor.

Çocuklarımıza;

kavga eden bir ülke mi,

yoksa güçlü kurumları olan bir devlet mi bırakacağız?

Birbirine güvenmeyen bir toplum mu,

yoksa ortak geleceğe inanan bir millet mi?

Her seçimde yeniden tartışılan bir devlet düzeni mi,

yoksa kuralları herkes için belli olan güçlü bir hukuk devleti mi?

Devlet aklı, işte bu sorulara cevap arar.

SON SÖZ

Terörsüz Türkiye nasıl sadece terörün bitmesi değilse...

Yeni anayasa da sadece yeni maddeler yazılması değildir.

Mesele, Türkiye'nin gelecek yüzyılını sağlam bir devlet aklı üzerine inşa etmektir.

Bugün yapılacak anayasa, yarının iktidarını değil;

yarının Türkiye'sini düşünmelidir.

Çünkü hükümetler değişir.

Meclisler değişir.

Siyasi dengeler değişir.

Ama devlet devam eder.

Devlet aklı da tam burada başlar.

Yarın: “İç Cephe Zayıflarsa Dışarıdaki Güç de Eksilir.”

Yazarın diğer yazıları