avatar

Şükrü Portakal YAZAR

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRK SİYASETİ

Şükrü Portakal

2026-06-03

Dünya, tarihinin en büyük kırılma dönemlerinden birinden geçiyor. Artık ülkelerin kaderini sadece tanklar, toplar veya sınırlar belirlemiyor. Ekonomi, enerji, teknoloji, yapay zekâ ve bilgi savaşları yeni Dünya’nın en güçlü silahları haline gelmiş durumda. Küresel dengeler değişirken, eski ittifaklar sorgulanıyor, yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor.

Bir zamanlar tek kutuplu olarak görülen dünya düzeni, bugün çok kutuplu bir yapıya evrilmektedir.  Bir tarafta Amerika Birleşik Devletleri, diğer tarafta Çin yükselen ekonomik ve teknolojik gücüyle sahneye çıkarken; Rusya enerji ve güvenlik politikalarıyla etkisini sürdürmeye çalışmaktadır. Avrupa ise kendi içinde ekonomik ve siyasi sorunlarla mücadele etmektedir.

Böylesine karmaşık bir tabloda Türkiye'nin önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Çünkü Türkiye sadece bir ülke değil; Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişim noktasında bulunan stratejik bir merkezdir, Vatan’dır. Bu Aziz Vatan, Enerji koridorlarının, ticaret yollarının ve güvenlik dengelerinin tam ortasında yer almaktadır.

Ancak, yeni dünya düzeninde güçlü olmak için coğrafi konum tek başına yeterli değildir. Güçlü ekonomi, üretim, bilim, teknoloji ve toplumsal birlik gerekmektedir. İçeride kutuplaşan, ekonomide zorlanan ve gençlerine umut veremeyen ülkelerin dış politikada kalıcı başarı elde etmesi mümkün değildir.

Bu kapsamda MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin son dönemdeki Terörsüz Türkiye siyasetini anlamak mümkün olacaktır diye düşünüyorum. Ya da CHP’deki çatışmalara bakarsak kimin siyaset aklının çağı yakaladığını görmüş olacağımız bir dönemde herkese ferasetli davranmayı nasip etsin Yüce Yaradan.

Türkiye siyaseti de tam bu noktada tarihi bir sınav vermektedir. Siyasi partiler günlük polemiklerin ötesine geçerek ülkenin uzun vadeli çıkarlarını konuşabilmelidir. İktidarın da muhalefetin de temel görevi, milletin refahını yükseltecek çözümler üretmektir. Çünkü vatandaşın gündeminde siyasi tartışmalardan önce hayat pahalılığı, emekli maaşı, genç işsizliği ve gelecek kaygısı bulunmaktadır.

Bugün Türkiye'nin en büyük ihtiyacı; ortak akıl, güçlü demokrasi ve üretim odaklı kalkınma anlayışıdır. Siyasi rekabet elbette olacaktır. Ancak rekabetin amacı birbirini yıpratmak değil, millete daha iyi hizmet sunmak olmalıdır.

Türk devlet geleneği bize şunu öğretmiştir: Devlet güçlü olacaksa millet huzurlu olmalıdır. Millet huzurlu olacaksa adalet tesis edilmelidir. Adaletin olduğu yerde güven, güvenin olduğu yerde yatırım, yatırımın olduğu yerde ise kalkınma vardır.

Yunus Emre'nin şu sözü bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır:

"Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım; sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz."

Yeni dünya düzeninin şekillendiği bu dönemde Türkiye'nin başarısı; ayrışarak değil birleşerek, tüketerek değil üreterek, kavga ederek değil ortak hedeflerde buluşarak mümkün olacaktır.

Çünkü önümüzdeki yüzyıl, sadece güçlü devletlerin değil; aklını, birliğini ve millet iradesini koruyabilen ülkelerin yüzyılı olacaktır. Türkiye'nin de bu büyük yürüyüşte hak ettiği yeri alacağına olan inancımız tamdır. Ve Yeni Dünya’nın parlayan yıldızı TÜRKİYE olacaktır.

ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal YAZAR